Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
Toplam 12 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: VOLEYBOLUN TARİHÇESİ VE VOLEYBOL OYUN KURALLARI 2009 - 2012

  1. #1
    Platin IcE`MoUsE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30.01.2007
    Yaş
    29
    Mesajlar
    28,551

    VOLEYBOLUN TARİHÇESİ VE VOLEYBOL OYUN KURALLARI 2009 - 2012

    [SIZE="4"][COLOR="Red"]Voleybolun Dünya Tarihçesi[/COLOR][/SIZE]




    Voleybol'un atası diyebileceğimiz "Mintonette" adlı oyun ilk olarak 1885 yılında, Amerika Birleşik Devletleri'nde oynandı. Massachusetts'in Holyoke kentinde, okulu yeni bitirmiş genç bir beden eğitimi öğretmeni, William G. Morgan, YMCA'de işadamlarına beden eğitimi yaptırmakla görevlendirilmişti. YMCA, "Young Men's Christian Association" ın kısaltılmışı. Türkcesi : Genç Erkekler Hıristiyan Birliği. Amacı toplumsal çalışmalarla Hıristiyanlığı yaymak olan bu kuruluş, o yıllarda bütün dünyaya kol sarmış bulunan çok geniş bir misyoner derneğiydi. Willam G. Morgan bu derneğin Holyoke kentindeki şubesinde işadamlarına önceleri kuru kuruya beden eğitimi yaptırırken, bir süre sonra, çalışmaları sıkıcılıktan kurtarmak, sağlık için katlanılan bir eziyet durumundan uzaklaştırmak gerektiğini gördü. Eğlendirici, oyun niteliği olan bir çalışma yolu aramaya başladı.



    [COLOR="red"][SIZE="2"]Eğlence Voleybolu[/SIZE][/COLOR]

    1891'de gene bir YMCA öğretmeninin, James Naismith'in bulduğu basketbol oyunundan yararlanabilirdi, ama bu oyun koşuya dayanan, çarpışmalara yol açan, gençlere yönelik bir oyundu, yaşlılara göre değildi. Tenis vardı, ama ona da, raket, çevresi telli düzgün bir alan gibi, her zaman, her yerde bulunmayan şeyler gerekliydi. Üstelik de, tenisi iki, en çok dört kişi oynuyordu. William G. Morgan daha çok sayıda insanı, daha kısa bir sürede, topluca, fazla yorucu olmayan bir hareketliliğe sokmak istiyordu. Yeni bir oyun düşündü. Tenis ağını yükseltip yerden 1.80-1.90 metreye gerdi. uzun boylu bir insanın başı hizasında. Basket topunun iç lastiğini çıkarıp top olarak kullandı. (O zamanki basket toplarının dışı deri olur, içlerine lastik kese sokulup şişirilirdi.) Filenin iki yanına geçen iş adamları bu lastiği kendi alanlarında yere düşürmemeye, filenin öbür yanına atmaya çabalıyor, parmakları, avuçları, yumrukları, kollarıyla istedikleri gibi vuruyorlardı. İç lastiğin hafif geldiği görülünce, basket topu denendi, ama o da hem çok büyük, hem de ağırdı. Bunun üzerine bir firmaya özel bir top yaptırıldı. Gene dışı deri, içi lastik keseli, daha küçük, daha hafif bir top. (Ölçüleri bakımından günümüzdeki voleybol toplarına çok yakın bir topdu bu.) İşadamları filenin iki yanından güle oynaya bu topu öbür yana atmaya, kendi alanlarında yere düşürmemek için sağa sola koşuşmaya giriştiler. Ne oyun alanı sınırlıydı ne de oyuncu sayısı. gelenler ikiye ayrılıyor, oyun alanını istedikleri gibi belirliyor, başlıyorlardı oynamaya.
    William G. Morgan amacına ulaşmış, çarpışması, itişmesi olmayan, tehlikesi az, çok temiz, yoruculuğu ise, oyuncu sayısını azaltıp çoğaltarak, oyun alanını küçültüp büyüterek istendiği gibi ayarlanabilen, son derece eğlenceli bir oyun bulmuştu.
    Kısa sürede Mintonette'e merak salanların arasında bir doktor (Dr Frank Wood), bir de itfaiye şefi (John Lynch) vardı. bu iki Mintonette'çi, William G. Morgan'la birlikte, oyuna kurallar koymaya başladılar.
    Ertesi yıl, 1896'da, Springfield koleji'nde düzenlenen bir YMCA beden eğitimi öğretmenleri toplantısında, Mintonette'den söz açılınca, oyunu tanıtmak amacıyla bir gösteri maçı yapılması önerildi. William G. Morgan hemen gidip Holyoke'dan beşer kişilik iki takım getirerek delegeler önünde oynamalarını sağladı, o güne kadar konan kuralları açıkladı. Takımlardan birinin kaptanı Belediye başkanı J.J. Curran, öbürünün kaptanı itfaiye şefi John Lynch'di.
    Mintonette oyunu, en kısa söyleyişle, "topu yere düşürmeden karşı alana atmak" diye tanımlanabilirdi. Yani topa havadayken vurmak. Oyunu izleyenlerden Profesör Albert T. Halstead "Mintonette" yerine "volley Ball" adını önerdi. "Volley " tenis ile futbolda kullanılan bir terimdi. "Topa yere değmeden vurmak" anlamına Mintonette oyununun temel özelliğine çok uygun düştüğü için bu ad hemen benimsendi. (1952 yılında, yani ellialtı yıl sonra, A.B.D Voleybol birliği bu iki sözcüğü birleştirerek "Volleyball" diye yazılmasına karar vermiştir.)

    1896'da Springfiald Koleji'nde yapılan gösteriden sonra, istek üzerine, William G. Morgan o güne kadar geliştirdikleri kuralları yazarak toplantı yöneticilerine sundu. Bunun üzerine bir komite kurulup voleybol oyununu incelemek, geliştirmek, kurallarını belirlemekle görevlendirildi. YMCA dernekleri voleybolu kısa sürede bütün Amerika Birleşik Devletleri ile Kanada'ya yaydıkları gibi, misyonerler aracılığıyla başka ülkelere de götürdüler. J. Howard Crocker Çin'e, Franklin Brown Japonya'ya Dr. J.H. Gray Burma'ya, Hindistan'a, daha başkaları Güney Amerika, Avrupa, Afrika Ülkelerine bu eğlenceli oyunu yarışırcasına yaydılar. 1910 Yılında Filipinlere giden Elwood S. Brown ise orada voleybolu tanıtmakla kalmadı, üç yıl sonra, 1913'de, yapılmasına öncülük ettiği Manila Uzak Asya Oyunları'nda voleybolunda yer almasını sağladı.



    [COLOR="red"][SIZE="2"] İlk Smaç[/SIZE][/COLOR]

    1913 manila Uzak Asya Oyunları'nın voleybol tarihinde önemli bir yeri vardır. Daha önce parmaklarla, ellerle, yumruklarla, kollarla, avuçlayarak, okkalayarak topu karşı alana atmaktan başka bir özelliği bulunmayan eğlence voleyboluna bu tarihte ilk olarak "Smaç" hareketi girmiştir. günümüzün insanı "voleybol" denince her şeyden önce smaç hareketini düşünür. 1913'e Kadar ise voleybolda böyle bir hareket yoktu. Amerikalılar voleybolu bulmuş, geliştirmiş, dünyaya yaymış, ama oyuna smaç hareketini Filipinli'ler sokmuştur. Demek ki "Eğlence voleybolu"nun bulucusu Amerikalılar; günümüzün çok sevilen sporu "Güç voleybol"una geçişi sağlayan "smaç" hareketinin bulucusu da Filipinlilerdir.

    Japonların uçan servisleri dünya voleybolunda ön sıralara geçmelerini sağlayan şaşırtıcı bir uygulamaydı.
    1913 Manila Uzak Asya Oyunları'nda voleybol yarışmalarına katılmak üzere içerlerden, ormanlık bölgelerden gelen bir takım, filenin önüne uzun boylu iri yarı bir oyuncu koyuyor, sonra da öbür oyunculardan biri topu onun önüne doğru yükseltiyordu. Bu iri yarı adam havaya yükseltilen topu güzel güzel karşıya atacağına, bir iki adımlık bir koşuyla gelip bütün gücüyle yumrukluyor ya da tokatlıyordu. böyle bir vuruşu kurtarma olanağı yoktu, öte yandan kurallarda böyle bir vuruşu yasaklayan herhangi bir söz de yoktu. Oyuna bu tür bir hareketin girebileceği kimsenin aklına gelmemişti anlaşılan. hemen Amerika Birleşik Devletleri'ne, YMCA dernekleri merkezine mektup yazılıp ilginç durum anlatıldı, ne yapılması gerektiği soruldu. gelen karşılıkta, kurallarca yasaklanmayan her hareketin geçerli olduğu belirtiliyordu. Böylece voleybola "smaç" hareketinin girişi onaylanıyordu, "eğlence voleybolu"ndan (Recreation volleyball) "Güç Voleybolu"na (Power volleyball) doğru en önemli adım atılmış oluyordu.
    Smaç hareketinin voleybol oyununu değiştirmekte ne kadar etkili olduğunu anlamak için, bu konu üzerinde biraz durmak yeter.
    Teniste fileye yaklaşıp karşıdan gele topa sert bir vole vurma ya da raket tutarak topu kesip file dibine indirme hareketi vardır. voleybolda da arkadan kurtarılması çok güç olan smaçları engelleyebilmek için bu yola gidilmiştir. Vurulan topu filenin üzerinden geçerken ellere çarptırıp karşı alana düşürmek, yani blok. Demek ki günümüzün voleybolunda çok önemli bir yer tutan "blok" hareketini de bu spora "smaç" getirmiştir.
    Sıçrama için de aynı şey söylenebilir. Smaç hareketi filenin yükseltilmesine neden olmuştur. smaç ile blok, sıçrayan iki oyuncunun havada yaptıkları karşılıklı, birbirine bağlı iki hareket olarak voleybol sporunun gelişmesini, bugünkü durumuna gelmesini sağlamışlardır. Parmaklarla topun karşı alana atılması diye özetlenebilecek "Eğlence voleybolu"ndan, ağır bir spor olan, üstün yapı, güç, kondisyon isteyen "Güç voleybolu"na smaç hareketiyle geçildiği açıktır.
    Öyleyse, 1895'i genel olara "voleybol"un, 1913'ü ise bugünkü anlamıyla "Voleybol Sporu"nun başlangıcı diye kabul etmek gerekir.

    [SIZE="2"][COLOR="Red"]
    Güç Voleybolu
    [/COLOR][/SIZE]


    Birinci Dünya Savaşı'nda voleybol Amerikan ordusunun önemli bir eğlence sporu durumuna gelmişti. Dünyanın çeşitli ülkelerine dağılan Amerika birlikleri oralara voleybol fileleri, voleybol toplarıyla gittiler. Böylece, voleybolun dünyaya yayılmasına misyonerlerden sonra Amerikan askerlerinin de büyük katkısı oldu.
    1916 Yılında Amerika'da ilk Voleybol Kuralları kitabı yayımlandı. Daha önce, bu kurallar, genellikle YMCA derneklerinin dergilerinde yer alırdı. Ama oyun artık iyice yaygınlaşmıştı. Nitekim YMCA'ciler yıllarca geliştirilmesine, tanıtılmasına öncülük ettikleri bu sporun bütün ulusa mal edilmesi için, 1928'de, Amerika Birleşik Devletleri Voleybol Birliği'nin kurulmasına da öncülük ettiler. Amerika'da ulusal turnuvalar yapılmaya başlandı.
    1939'da İkinci Dünya Savaşı patlayınca, voleybol Amerikan askerleriyle birlikte yeniden dünyanın dört bir yanına yayıldı.
    1942'de İse Sovyetler Birliği Washington Elçisi'nin yetkililere başvurarak voleybol oyunu üzerine bilgi topladığı, Amerika'da uygulanan kuralları alıp memleketine gönderdiği görüldü.
    1947'de Paris'de Uluslararası Voleybol Federasyonu kuruldu.
    1948'de Amerika Birleşik Devletleri voleybol takımı Avrupa'da bir gösteri turnesine çıktı.
    1949'da İlk dünya şampiyonası Çekoslavakya'nın Prag kentinde yapıldı. Birinciliği Çekoslavakya, ikinciliği yedi yıl önce voleybol konusunda Amerika Birleşik Devletleri'nden bilgi isteyen Sovyetler Birliği kazandı.
    1952'de Moskova'da yapılan kızların birinci, erkeklerin ikinci dünya şampiyonalarına ise Amerika Birleşik Devletleri katılmadı. Hem erkeklerde, hem de kızlarda Sovyetler Birliği birinci, Çekoslavakya ikinci oldu.
    1956'da Paris'de yapılan dünya şampiyonalarında da Amerika Birleşik Devletleri'nin erkeklerde altıncı, kızlarda dokuzuncu olduğu izlendi.
    Voleybolun artık bir Avrupa oyunu niteliği kazandığı, Amerika'nın gerilerde kaldığı, bu sporun hızlı gelişmesine ayak uyduramadığı anlaşılıyordu.
    1960'da Brezilya'nın Sao Poulo kentinde yapılan dünya şampiyonalarında takımlar şöyle sıralandı: Erkeklerde birinci, Sovyetler Birliği; ikinci, Çekoslovakya. Amerika Birleşik Devletleri yedinci. Kızlarda birinci, Sovyetler birliği; ikinci, Japonya. Amerika birleşik Devletleri altıncı.
    Voleybolun Amerika'dan Doğu Avrupa'ya kaydığı artık biliniyordu. İlginç olan bir Asya ülkesinin, Japonya'nın araya girmesiydi. Üstelik, Japonların bu dünya şampiyonasında ilgi çekmeleri yalnız dereceye girmelerinden gelmiyordu. Oyuna yenilikler katmışlardı. Japon servis diye anılan değişik bir servis atıyor, servisleri parmak yerine manşetle karşılıyorlardı. Özellikle sert balans servislerin manşetle alınması büyük kolaylık sağlıyordu oyunculara. Japon erkekleri dereceye giremedilerse de, kızlar uçan servisleriyle hiç beklenmezken ikinci oldular. Japonların çalışma süreleri de şaşırtıcıydı. Dört ile altı saat arası süren uzun antrenmanlar yapıyorlardı. Maç günleri de kısaltmıyorlardı çalışma sürelerini. Diyelim maçları 16:00'da, Japon takımı saat 14:00'de gelip çalışmaya başlıyor, sonra oyuncular ellerini yüzlerini yıkayıp maça çıkıyorlardı. Buna karşılık, Sovyet Birliği, Romanya gibi Doğu Avrupa takımlarının, maç sabahları birer saat süren hafif çalışmalar yaptıkları görülüyordu.
    1962'de Moskova'daki dünya şampiyonalarında Japon kız takımı Sovyet takımını yenerek birinci oldu. Maçın ilk setinde hakem Japon takımının bloklarına sürekli file çalıyor, Sovyet oyuncular da hep blok aut arayarak oynuyorlardı. İlk seti verince Japonlar bloksuz oynamaya başladılar, çok başarılı bir yer savunması yaparak maçı 3-1 aldılar. Erkeklerde Japonya biraz daha göz doldurduysa da, gene dereceye giremedi, alışılmış sıralama değişmedi : Sovyetler Birliği birinci, Çekoslovakya ikinci.
    1957'de, Sofya'da yapılan bir toplantıda "voleybol"un Olimpiyatlara alınmasına karar verilmişti. Bu karar ilk olarak 1964 Tokyo Olimpiyat Oyunları'nda uygulandı. Erkeklerde yine birinci, Sovyetler; ikinci, Çekoslovakya, Kızlarda gene birinci, Japonya; ikinci Sovyetler.
    Bir değişiklik olmamıştı. Teknik, taktik yönlerinden de pek bir yenilik yoktu. Ama yarışmalar sırasında Tokyo'da yapılan toplantıda Uluslararası Voleybol Federasyonu bir kural değişikliği önerisini kabul ederek blokta ellerin karşı alana geçebileceğini bildirdi.
    Voleybolda köklü değişikliklere yol açacak bir karardı bu. Eller karşı alana sokulunca blok yanından geçme olanağı, bloktan kaçma olanağı çok sınırlanıyordu. En önemlisi de pasların fileye yaklaştırılması engelleniyordu.


    [SIZE="2"][COLOR="red"]Smaç ile Blok Dengesi[/COLOR][/SIZE]


    Başlangıçta, vücudun karşı alana hiçbir şekilde geçmemesi voleybolun kesin bir kuralıydı. Bu gün blokta eller karşı alana geçebiliyor, hatta daha sonra yapılan değişikliklerle ayaklar da file çizgisine basabiliyor. Bu gibi kural değişiklikleri smaç ile blok arasında bir denge kurmak için yapılmakta. Kurallar yüzünden smaç ile bloktan birinin öbürüne üstünlük sağlanması istenmiyor.
    Servis karşılamada, yer savunmasında, parmaklar yerine manşetin kullanılmaya başlanması, dünya voleybolunun görünümünü kısa bir sürede değiştirdi.
    Eller kendi alanında tutularak yapılan blok, "pasif blok", yalnız yüksek paslarla voleybol oynandığı sürece smaçla eşit durumdaydı, smaç karşısında "çaresiz" değildi. Pas yüksek atılıyor, ikili blok vuruş yerine gidiyor, smaçör sıçrayıp vuruyor, blok da topun geçeceği alanı kapatıyordu. Sonra, file önüne birdenbire gelip alçak ya da kısa paslarla vurulan smaçlar başlayınca, ikili blok kurulamaz oldu. Tekli blok ise, tam yerinde, tam zamanında çıkılsa bile, eller kendi alanında tutulacağından, "çaresiz" kalıyordu. Smaçör tekli bloğun sağından, solundan kolayca geçebiliyordu.
    Burada sözünü ettiğimiz "kısa" smaçlar, aşağıda özelliklerini anlatacağımız Asya voleybolunun erken sıçramayla vurulan kısa smaçları değildir. Bazı antrenörler, Asya voleybolunu küçümsemek, yeni bir şey olmadığını belirtmek amacıyla, "Biz vurmuyor muyduk, bizde vuruyorduk kısa, hem de ne biçim vuruyorduk !" gibi sözler ederler. Oysa Asya voleybolunun kısa smaçı ile Avrupa voleybolunun eskiden kullandığı kısa smaç aynı şey değildir.
    Japonların voleybola getirdikleri yeniliklerden biri de, canlı, hırslı, yere yakın savunma anlayışıydı. 1962'de, Japon kızları, yer savunmasındaki üstün başarılarıyla dünya şampiyonu oldular.
    Top filenin üstünden çok yüksek geçmiyor, ama Japon oyuncular ellerini karşı alana sokmadan pasif blok yapmışlar. 1964'den önce bu uygulama, kurallara göre bir zorunluluktu.
    Avrupa voleybolunun eskiden kullandığı kısa smaçta, oyuncu fileye hızla yaklaşır, top pasörün parmaklarından çıkar çıkmaz sıçrayıp vurur. Vurulduğu anda top ölü noktadadır, yükselişi bitmiş bir an havada durmuştur. Karşıdaki blokçu da top pasörün parmaklarından çıkar çıkmaz, smaçörle birlikte sıçrar. Blokçu ellerini kendi alanında tutup eski kurala göre, pasif blok yaparsa, smaçör fileye dik vurmadığı kadar hep geçecektir. Pas fileye çok yakın atılmamışsa, top fileye değmez bile. İşte eller karşı alna sokularak yapılan aktif blok smaçörün bu kesin üstünlüğünü ortadan kaldırmıştır. Pasörün elinden top çıktıktan sonra sıçrayan bir smaçörün, aynı anda sıçrayarak ellerini karşı alana sokan, topa yaklaştıran bir aktif blokçuyu geçmesi kolay değildir. Bu durumda başarı oyuncuların üstünlüğüne, ustalığına kalır.
    Blokta ellerin karşı alana geçebileceği kuralı, kısa paslardaki gelişmeyle birlikte bozulan smaç ile blok dengesini yeniden sağlamak için kabul edilmişti. Ama bu kural değişikliğinin voleybol üzerindeki etkileri inanılmayacak kadar büyük oldu. Dünya voleybolu iki ayrı oyun tarzına yöneldi.
    Japon oyuncular yüksek smaça karşı köşeye üçlü blok koymuşlar. 8 ile 10 numara ellerini karşı alana sokarak aktif blok yapıyorlar. Her durumda bloğa çıkmayan ünlü pasör Nekoda (2) ise, karşı smaçörün paralele döneceğini anlayınca, genç bir pasif blokla, onlara yardımcı olmuş.


    [SIZE="2"][COLOR="Red"]Asya Voleybolu [/COLOR][/SIZE]


    "Aktif Blok" diye adlandırılan bu yeni blok anlayışına karşı ilk akla gelen çözüm, blok üstü smaçlardı. 1965-66 Yıllarında özellikle Doğu Avrupa Takımları, Çekoslovakya, Sovyetler Birliği, Doğu Almanya, Polonya, Bulgaristan, çok uzun boylu oyunculara kule gibi yüksek paslar atarak blok üstü vurdurma yolunu seçtiler. Smaçör yukardan vurunca, blok da ister istemez yukarı uzanıyor, elleri karşı alana sokma kuralından yararlanamıyordu. Bu tarzın üstünlüğü fazla beceri istememesi, hata yapma olasılığını azaltması, fizik gücüne dayanması, olağanüstü teknik çalışmaları gerektirmemesi avantajıydı. Buna karşılık, oyun çok yavanlaşıyordu, tek düze, izlenmesi bıkkınlık veren bir aynı hareketler dizisi haline geliyordu.
    Doğu Asya takımları ise, kendi yapılarına daha uygun bir yol aramak zorundaydılar. Asya ülkelerinde oynanan, kuralları değişik bir voleybol tarzının özelliklerinden esinlenerek, çabuk girişlerle ikili blok kurulmasını önlemek, file hareketleriyle karşı blokçuları birbirini engeller duruma getirip bloksuz vurmak, bloğun kıpırdamasına olanak vermeyecek kadar erken sıçramalarla kısa vurmak, file önünde arka oyuncuları da sıçratarak kimin vuracağını gizlemek gibi yöntemlere başvurdular. İkili girişleri, örmeleri geliştirdiler.
    1970 Dünya Şampiyonası'nda en büyük smaçör seçilen Dimitar Zlanatov'a yüksek toplarda aktif blok yapmak olanaksızdı. Topa iyice yukardan vuran bu smaçörü Doğu Alman blokçular çok geç pasif blok çıkarak durdurmaya çalışıyorlar.
    1966'da Çekoslovakya'da yapılan altıncı Erkekler Dünya Şampiyonası'nda Japonlar bu yeni anlayışlarıyla oynadılar. Üstün teknik isteyen, çok hata yapma olasılığı yaratan, sürekli sıçradığı için son derece yorucu olan, uzun çalışmaları gerektiren, bu yeni, izlenmesine doyulmayan voleybol, dereceye giremedi. Beşincilikte kaldı. Çekler hatasız yüksek voleybolları ile birinci olurken, kısa smaçlarla süslenen bir yüksek voleybol oynayan Rumenler ikinci oldular. Ancak on birinci olabilen Amerika Birleşik Devletleri'nin yetkilileri ise antrenörlerine Avrupa voleybolunu inceleme görevini vermek gereğini duydular.
    Ertesi yıl, 1967'de, Türkiye'de yapılan Avrupa Şampiyonası'nda, Sovyetler Birliği, Polonya, Romanya, Çekoslovakya, Fransa, Arnavutluk, İsrail, Hollanda takımlarının, azda olsa, Japonları taklit eden hareketler yaptıkları görüldü. Bir yandan bu hareketler deneniyor, bir yandan da herkes birbirine Japon voleybolunu anlatıyordu.
    Gene 1967'de, Tokyo'da yapılan beşinci Kızlar Dünya Şampiyonası'nda, Japonya'nın arkasından Amerika Birleşik Devletleri'nin ikinci olduğu görüldüyse de, bu silkinme o kadarla kaldı.
    1966 Dünya Şampiyonası'nda ilgileri üstüne çeken Doğu Almanya erkek takımı, 1972'ye kadar, çok yüksek blokları, blok üstü smaçları az hatalı voleybolları ile hep söz sahibi göründülerse de, 1968 Meksika Olimpiyat Oyunları'nda gene Sovyetler Birliği öne çıktı. Japon erkekleri ise ikinci oldular. Çok önemli iki maçı 3-2 veren Japon takımı ilk iki set karşısındakileri şaşkına çeviriyor, ama arkasını getiremiyor, kendi hızına, insan dayanıklılığını aşan hızlı oyununa yenik düşüyordu.
    Kızlarda da ilk iki dereceyi aynı ülkeler aldı : 1. Sovyetler Birliği; 2. Japonya

    1970'de, Sofya'da yapılan yedinci Erkekler Dünya Şampiyonası'na Japonya'nın uzun boylu bir takımla geldiği görüldü. Turnuvanın boy ortalaması en yüksek takımıydılar. Artık yalnız hızlı oynamıyor, araya yüksek paslar da sokuyorlardı.


    Japonların voleybola getirdikleri erken sıçramalı smaçlar önceleri büyük bir şaşkınlık yaratmış, blokçuları çaresiz bırakmıştı. Japon oyuncu smaçı vurmak üzere, karşı blok yükselse de geç kalacak. Daha smaçörle birlikte bloğa sıçramaya alışılmamış.
    Japonların 1968'de Meksika Olimpiyat Oyunları'nda oynadıkları voleybolda aldatıcı smaç sıçramaları önemli bir yer tutuyor, her smaçta vuran vurmayan birkaç kişi tam sıçranma yapıyordu. Bunun takımı tükettiği, ilk setlerdeki hızın son setlerde sağlanamadığı görülünce, araya yüksek paslar sokmak gereği duyulmuştu. Yüksek pasta yalnız vuracak olan sıçrıyor, ötekiler boşuna yorulmamış oluyorlardı.
    Asya voleybolunda yüksek smaçın kullanılışı da değişiktir. topa tam uzanma ile çok yukardan, bloğa çaptırarak vurulur. İyice yukardan düz vurulan bir top vuranın alanına yönelirse rahatça alınıp ikinci bir hücum yapılır. Vuranın yönünden auta giderse, blok aut olur. Karşı alana yönelirse, çıkarılması öbür takım için sorundur, çünkü bloktan seken topların nereye gideceği belli olmaz. Üstelik de yalnız oyun alanından değil, gittiği her yeden topu çıkarıp oyuna sokmak gerekir. En azından iyi bir karşı hücum yapılamaz.
    Japonların uzun oyunculara önem vermelerinin bir nedeni de çok yüksek paslarla oynayan karşı takımlara blok koymakta başarısızlığa düşmüş olmalarıydı. Üstünden vurulabilen bloklarla sayı toplamak son derece güçtü.
    1970 Sofya Dünya Şampiyonası'nda iki, iki buçuk saat süren çok zorlu maçlar oynandı. Asya voleybolunun en iyi uygulayıcısı Japonya, aldığı bütün önlemlere karşın gene birinci olamadı. Doğu Almanya yüksek voleybolu ile birinciliği aldı.
    Ama voleybol otoriteleri Japonların üstünlüğünü görmüş, hakem oyunlarına kurban edildiklerini izlemişlerdi. 1972 Münih Olimpiyat Oyunları'nda voleybolun favorisi olarak herkes Japonya'yı gösteriyordu.
    Japonlar dayanılmayacak kadar hızlı, aldatıcı sıçramalı oynamaktan vazgeçip kendi kendilerini tüketmeyince, yenilmesi çok güç bir takım durumuna gelmişlerdi. Doğu Avrupa ülkeleri, yüksek voleybolda direndikleri kadar, daha çok, daha çeşitli hücum silahları olan Asya voleyboluyla baş edemeyeceklerini kesinlikle anladılar. Asya voleybolunun getirdiği yenilikleri kendi sistemlerine yerleştirmeye, oyun anlayışlarını değiştirmeye yönlendiler. Sofya'daki bu şampiyonadan sonra bütün dünya ülkeleri Asya voleybolunun etki alanına girdi.
    1968 Olimpiyat Oyunları'nın şampiyonu Sovyetler Birliği takımı. Voleybola Japonların getirdiği manşet benimsenmiş, çok güzel bir stille uygulanıyor. Üç metre içini almış olan oyunculardan ikisi de pas atacak yetenekteler, top ne yana gitse sağlıklı bir yüksek pas çıkacak. Arkadan kaçan 1 numaralı pasör pas atarsa öndeki 12 numaralı oyuncu bir kısa sıçraması yapacak. Vurmak için köşeleri tekli bloğa bırakmak gibi bir kaygısı yok. Çünkü köşelere kule pas atılacak. Uzun boylu, uzun kollu, çok güçlü iki dev smaçör, yatay hızdan yararlanarak iyice yükselmek, bloğun üstünden vurmak için oyun alanının dışına açılmışlar. Doğu Avrupa voleybol anlayışının en üst düzeyde bir uygulaması.
    Hızlı, aldatıcı hareketlerle oynanan voleybol fizik yetersizliğinin, daha doğrusu boy kısalığının yarattığı bir tarzdır, ama uzun boylular hızlı oynayamaz diye bir kural yoktur. Yukarda da söylediğimiz gibi, 1970'de Sofya'ya gelen Japon takımı uzun boylu bir takımdı.
    1972 Münih Olimpiyat Oyunları'nda, beklendiği gibi, erkekler şampiyonu Japonya oldu. Kızlarda ise Sovyetler birinci, Japonlar ikinci sırayı aldılar. İşin çok ilginç yanı, üçüncü ile dördüncünün de Asya takımları, Kuzey Kore ile Güney Kore kız takımları olmasıydı.
    Voleybolda bir "Asya okulu" kurulduğu, ayrıca bu anlayışın bütün dünyayı etkisinde bıraktığı, voleybol oyununa yepyeni bir görünüm verdiği artık yadsınamazdı. Oysa alışkanlıkları içinde rahat eden, değişiklikten hoşlanmayan, yeni şeyleri araştırmanın, öğrenmenin yorgunluğuna katlanmak istemeyen tembel kafalar, "Asya voleybolu" nu gelip geçici bir yenilik saymak, küçümsemek yanılgısına düşmüş, uzun süre direnmişlerdir.


    [SIZE="2"][COLOR="red"]Çağdaş Voleybol[/COLOR][/SIZE]


    1974'de Meksika'da yapılan Erkekler Dünya Şampiyonası'nda takımlar şöyle sıralandı : 1-Polonya; 2-Sovyetler Birliği ; 3-Japonya ; 4-Doğu Almanya. Bu sıralama ilk bakışta "Asya voleybolu" nun üçüncülüğe itildiği izlemini verebilir, ama gerçek şudur : Asya voleybolu artık şaşırtıcı bir yenilik değildi, getirdiği üstünlükler, 1974 yılında, bütün dünyaca biliniyordu. Örnekse, Doğu Avrupa takımları yeniden öne çıkarken, ilk olarak Japonlarda gördükleri hareketleri de kullanıyorlardı. Yani artık iki anlayış çarpışmıyor, iki anlayışı da özümleyen çağdaş voleybol, birtakım değişiklikler, çeşitlemelerle, bütün takımlarca oynanıyordu.( Bu arada Polonyalıların üç metre dışından smaçları gibi ilginç yenilikler de görülmekteydi).

    1974 Dünya Şampiyonası'nda kızların sıralaması ise şöyle oldu: 1-Japonya 2-Sovyetler Birliği 3-Güney Kore. Burada da yanlış bir izlenime kapılmamak, "Kızlarda Asya voleybolu üstünlüğünü sürdürüyordu," diye düşünmemek gerekir. Anlayışlar arasında artı öylesine bir uzaklık kalmamıştı.
    Bugünkü Sovyetler Birliği takımının görünümü ise Doğu Avrupa voleybol anlayışından çok uzak. Sovyetler ile Brezilya 1982 Dünya Şampiyonası finalini oynuyorlar. Sağda dümdüz yükselmiş olan 3 numaralı oyuncu uzak kurşuna sıçramış, 7 numara yarmaya giriyor, pas ise 5 numaraya atılmış. Bu bir alçak pas. Topun file üstüne bir metreden fazla yükselmiş olması, 5 numaralı oyuncunun sıçrama gücünü kullanabilmesi, alçak pası yukarıdan vurması için Brezilya'nın 6 numarası tekli blok yapacak, 8 ile 9'un yetişme olanakları yok. Savin'in aldatıcı erken sıçraması ile Moliboga'nın yarma girişi, onları pasın atılacağı yerden uzaklaştırmış. Bu da Asya voleybol anlayışının en üst düzeyde bir uygulaması.
    Asya voleybolu, ortaya çıkış döneminde, bu tarza yabancı olan ülkeler için şaşırtıcıydı. Japonların birden bire en üst sıralara fırlamaları biraz da bunun sonucudur. Ama kısa sürede bu şaşkınlık atlatıldı, hızlı voleybol bütün dünyayı etkiledi, çabuk hareketlerin bütün sistemlerde az ya da çok yer almaya başladığı görüldü. Çağdaş voleybol izlenmesi zevkli veren bir sporsa, bunu öncelikle file hareketlerine, yani Asya voleybol anlayışına borçluyuz. Ne var ki bu yaygın etkileme, Asya voleybolunun üstünlüğüne de son vermiş oldu. Bu gün hızlı voleybol oynamak başarı için yeterli değil. Çünkü herkes her şeyi biliyor. Uygulansın uygulanmasın, bütün ülkelerde hızlı voleybol çalışılmakta. Hiç değilse, hızlı oynayan takımların nasıl durdurulacağı öğreniliyor.
    Zamanla bu tarzın içinde de değişik sistemler oluştu. İnceleyenler, hepsi hızlı voleybol oynayan ülkelerin anlayışları arasında önemli ayrılıklar bulunduğunu gördüler.
    Japonlar, Koreliler, Çinliler, işin öncüleri olarak çok çeşitlemeli, sayısız giriş değişiklikleriyle, pasörün üstünlüğüne yaslanarak oynarken, örnekse, Polonya takımı oyuncularının hepsinin topluca uydukları, belli işaretlerle başlatılan file hareketleri uyguluyor. Polonyalıların bu basitleştirilmiş hızlı voleybol anlayışını Avrupa takımları daha kolay bulmaktalar. Oyunculara, file hareketi yapma bakımından, yaratıcılık tanınmıyor, her şey önceden belli. Japonlarda serbest girişler yapılabilir, bunları pasör izlemek, değerlendirmek zorundadır, onun için de işi çok daha güçtür. Sovyetler ise ortadan bir uzak kurşun pas üzerine kuruyorlar oyunlarını. Böylece de hep tekli blok karşısında kalabiliyorlar. Buna karşılık Polonyalılar daha çok iki numaradan ikili sıçramaları kullanıyor, örmeler yapıyorlar.


    Bu değişik servis bekleyişlerinin arkasında uzun çalışmaların, birtakım deneylerden alınan sonuçların yattığı bir gerçektir. Asya voleybol anlayışını, bir ülkenin uygulamalarından olduğu gibi kopya etmek söz konusu değildir günümüzde. Her ülke çağdaş voleybola kendi yenilikleriyle katkıda bulunmaktadır.
    Servis bekleyişleri de değişik bu takımların. Japonlar genellikle beşli kırık hat W bekleyişi yapıyorlar. Polonyalılar U bekleyişi denen dörtlü bekleyişi yapıyorlar. Sovyetlerin, çeşitli bekleyişler arasında, L bekleyişi denen, üç smaçörü sol başta toplayıp birden açılarak fileye saldırmalarını sağlayan bir bekleyişleri var.
    Görüldüğü gibi, günümüzde artık yatık voleybol mu, yüksek voleybol mu bir tartışma yapılamaz. Hızlı voleybolu, her türlü pasıyla çağdaş voleybolu çeşitli ülkeler nasıl oynuyorlar, bunu araştırıp incelemek gerekir.


    [SIZE="2"][COLOR="red"]Voleybolun Yayılışı[/COLOR][/SIZE]


    1976'daki Montreal Olimpiyatları'nda gene Polonya birinci, Sovyetler Birliği ikinci sırayı aldılar. Japonya dördüncülüğe indi. Üçüncülüğü ise yeni bir takım, Küba kazandı. Kızlarda sıralama değişmedi : 1-Japonya; 2-Sovyetler Birliği; 3-Güney Kore. Burada üstünde durulması gereken şey, Doğu Avrupa ile Asya takımlarının arasına bir Amerika takımının girmesidir. Önceleri yalnız Doğu Avrupa'da oynanan yüksek düzeydeki voleybola, sonradan Doğu Asya ülkeleri katılmıştı, şimdiyse ortaya bir de Amerika takımı çıkıyordu. Demek ki çağdaş voleybol bir yayılmayı getirmekteydi.
    1978'de Roma'da yapılan Erkekler Dünya Şampiyonası bu bakımdan çok ilginç bir görünümle sona erdi:1-Sovyetler Birliği; 2-İtalya; 3-Küba; 4-Güney Kore. Yörelere göre sıralarsak:1-Doğu Avrupa; 2-Batı Avrupa; 3-Orta Amerika; 4-Doğu Asya. Oldukça şaşırtıcı bir sonuç.
    Gerçi voleybolun çok yaygın bir spor olduğu hep bilinirdi, dünyanın her yanında voleybol oynanmaktaydı, ama yüksek düzeydeki voleybol belli yörelerin sporuydu. Anlaşılan bu durum artık değişiyordu.
    1978'de Sovyetler Birliği'nde yapılan Kızlar Dünya Şampiyonası'nda da değişik bir görünüm çizildi: 1-Küba; 2-Japonya; 3-Sovyetler Birliği;4-Güney Kore; 5-A.B.D 6-Çin.
    Kızlar dünya şampiyonalarına daha önce yalnız bir kez, 1974'de, katılıp yedinci olan Küba birinciliği kazanmış; 1967 yılı ikincisi A.B.D. on birincilik, on ikincilik gibi derecelerde dolaşırken, yeni bir atılımla beşinciliğe yükselmiş; 1956 yılı altıncısı Çin, 1962'de dokuzunculuk, 1974'de on dördüncülük gibi iki dereceden sonra yeniden altıncılığa ulaşmıştı.
    1980'deki Moskova Olimpiyatları'na bazı ülkeler siyasal nedenlerle sporcularını göndermediler. Bu arada, A.B.D.'nin uzun emeklerle hazırlanan, ne yapacakları merakla beklenen kız voleybolcuları da yarışmalara katılamadı.
    İlk dereceleri, başlangıç yıllarında olduğu gibi, Doğu Avrupa ülkeleri paylaştılar.

    1980 Olimpiyat Oyunları'na hazırlanırken, 1978 Dünya Şampiyonası'nda beşincilik gibi umut veren bir dereceye ulaşan A.B.D.'nin kız voleybolcularını Amerikalı sporseverler büyük bir ilgiyle izlediler. dünyanın en iyi kız takımları, Sovyetler, Japonlar, Kübalılar ile ülkenin çeşitli kentlerinde maçlar yapıldı, turneler, turnuvalar düzenlendi, başarılı sonuçlar alındı. 1979'da, Minnesota Üniversitesi'nin spor salonunda, Sovyet kızlarıyla oynanan bu maçı 12.942 kişi izlemişti.
    1982'de Arjantin'de yapılan erkekler Dünya Şampiyonası'nda ise beklenmedik takımlar öne çıktı. Çağdaş voleybolun bütün dünyaya yayıldığı açıkça görülüyordu. Bu yayılışı tam olarak belirlemek için ilk on beş dereceyi alan takımları sıralayalım :


    1-Sovyetler Birliği
    2-Brezilya
    3-Arjantin
    4-Japonya
    5-Bulgaristan
    6-Polonya
    7-Çin
    8-Güney Kore
    9-Çekoslovakya
    10-Küba
    11-Kanada
    12-Doğu Almanya
    13-A.B.D
    14-İtalya
    15-Romanya

    Gene 1982'de Peru'da yapılan Kızlar Dünya Şampiyonası'nda da ilk on beş sırayı şu takımlar aldı:

    Dünya voleybolunu zorlayan yeniler. 1982 Kızlar Dünya Şampiyonası: Altın Çin'in, Gümüş Peru'nun, Bronz A.B.D.'nin.

    1-Çin
    2-Peru
    3-A.B.D
    4-Japonya
    5-Küba
    6-Sovyetler Birliği
    7-Güney Kore
    8-Brezilya
    9-Bulgaristan
    10-Macaristan
    11-Kanada
    12-Avustralya
    13-Meksika
    14-Batı Almanya
    15-İtalya

    Görüldüğü gibi, ilk on beş dereceye giremeyen, şimdilik, yalnızca Afrika ülkeler.
    Bu düzeyde takımlar, gelip geçici çalışmalarla yetiştirilemeyeceğine göre, dünyanın dört bir yanında, durmadan yaygınlaşan bir "güç voleybolu" etkinliğinin sürdürülmekte olduğunu söyleyebiliriz.
    Konu IcE`MoUsE tarafından (20.05.2010 Saat 18:37 ) değiştirilmiştir. Sebep: Başlık Güncelleme
    IcE`MoUsE


  2. #2
    Platin IcE`MoUsE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30.01.2007
    Yaş
    29
    Mesajlar
    28,551

    Cevap: Voleybolun Tarihçesi

    [SIZE="4"][COLOR="Red"]
    Voleybolun Türkiye Tarihçesi
    [/COLOR][/SIZE]




    [COLOR="red"]Başlangıç Dönemi (1919-1951)[/COLOR]

    Voleybol Türkiye'ye Birinci Dünya Savaşı'nı izleyen Mütareke günlerinde geldi. 1919-1925 yılları arasında İstanbul'da YMCA'in müdürlüğünü yapan Dr. Deaver adlı Amerikalı, derneğin spor salonunda voleybol oynatmaya başlamış, kısa zamanda beden eğitimi öğretmenlerimizin ilgisini bu yeni spor oyununa çekmeyi başarmıştı.
    1919'da voleybol daha Avrupa'ya yayılmış değildi. Bulunalı topu topu yirmi dört yıl olmuş, hele smaçla oynanmaya başlanışının üstünden daha ancak altı yıl geçmişti.
    Calaloğlu'ndaki Erkek Muallim Mektebi'nin beden eğitimi öğretmeni olan ünlü spor adamı Selim Sırrı TARCAN, YMCA'de görüp oynadığı voleybolu, bedensel yetenekleri geliştiren, temiz bir spor oyunu olarak benimseyip öğrencilerine öğretmeye başladı. 1920-1924 yılları arasında Erkek Muallim Mektebi'nden çıkan beden eğitimi öğretmenleri de bu sporu kısa sürede okullarımız yaydılar. Kabataş, Vefa, Pertevniyal, Galatasaray, İstiklal, Haydarpaşa, İstanbul liselerinde yoğunlaşan çalışmalar, önce okullar arası turnuvalara yol açtı. Voleybol oynayan çocuklar okullardan mezun olmaya başlayınca da, çalışmalar üniversitelere, kulüplere doğru genişledi. Bu gün bir basketbol yuvası olarak bilinen İstanbul Teknik Üniversitesi, o zamanki adıyla Yüksek Mühendis Mektebi, 1924-1944 yılları arasında voleybolun beşiğiydi. Ankara'daki Siyasal Bilgiler Fakültesi, o zamanki adıyla Mülkiye Mektebi de, voleybola öncülük eden bir yüksek okuldu.
    Kulüpler arası lig maçlarına geçildiğinde voleybolcu sayısı hayli yükselmişti. Çeşitli kentlerde yapılmaya başlanan şampiyonaları, 1949'da Türkiye Voleybol Şampiyonası izledi.
    Gene de takım sayısı fazla değildi. Örnekse 1951 yılında İstanbul Voleybol Ligi şu yedi takım arasında oynanıyordu: Altınordu, Beyoğluspor,Galatasaray, Vefa Kadıköyspor, Kurtuluş, Moda. Bu takımlardan başa oynayanlar Vefa ile Kadıköyspor idi.
    Otuz iki yıl süren bu başlangıç döneminde Türk voleybolu bütünüyle dışa kapalı kaldığından çok ilkel bir görünümdeydi. Spor Oyunları Federasyonu adı altında kurulmuş bir federasyon basketbol, eltopu, voleybolu birlikte yönetmeye çabalıyor, yeterince etkin olamıyordu.


    1952'de Mısır'a giden üniversiteli basketbolcularımızla voleybolcularımız General Necip'le. Soldan sağa, Muammer(Basketbol, Aleksandre Holyafkim (Voleybol), Yiğit Ayaşlıoğlu(V), Selçuk Atamer(V), Erdoğan Partener(B), Vahit Çolakoğlu(Yönetici), Mısır Fahri Konsolosumuz Kemal Faruki, Yılmaz Gündüz(B), General Necip, Sacit Seldüz(B), Yalçın Okaya(B), Mısırlı bir subay, Sinan Erdem(V), Mısırlı Binbaşı Behiç, Cemil Sevin(B), Ayhan Demir(V). Öndekiler: Atilla Erten(B), Ziya Kayacan(V), Orhan Bilgin(V), Turhan Tezol(B), Nejat Diyarbakırlı(B), Lui Şalabi(V), Seyhan(B), Valentin Holyafkim(V).
    Oysa sporcularımızda dışa açılma özlemi büyüktü. Öylesine ki, 1946 yılında ülkemize Yunanistan'dan gelen bir basketbol takımında voleybolcularında yer aldığı öğrenilince, durum hemen Spor Oyunları Ajanı Turgut ATAKOL'a iletilmiş, onun aracılığıyla Atina-İstanbul karmaları adıyla bir maç oynanması sağlanmıştı. Voleybolda ilk yabancı karşılaşmamız olarak anabileceğimiz bu maç, o zamanki kurallara göre üç set üzerinden oynanmış, 2-0 İstanbul Karması'nın üstünlüğüyle sona ermişti. Bu karmada yer alan o günün ünlü oyuncuları şunlardı: Güneri ARTUNKAL, Dinçer ASENA, Mehmet Jeba BERKÖK, Ayhan DEMİR, Payidar DOBRA,Gültekin GÜLER, Aleksandre HOLYAFKİM, Valentin HOLYAFKİM, Uğur KALAFATOĞLU, Erdoğan KUTKAN, Sacit SELDÜZ, Merih SEREZ.
    Bu gerçi uluslararası bir karşılaşmaydı, ama bizim hakemlerimizle ( Yani bizde geçerli kurallarla) üstelik de öncelikle basketbolcu olan sporculara karşı oynanmış, tam anlamıyla bir "dostluk" maçıydı. 1952 yılında ise başka bir uluslararası karşılaşma Türk voleybolunun görünümünü bütünüyle değiştiriverdi.

    [COLOR="red"]Dışa Açılma(1952-1957)[/COLOR]

    O dönemde Türk voleyboluna yalnız oyunculuğu, antrenörlüğüyle değil, girişimci kişiliğinden kaynaklanan gönüllü yöneticiliğiyle de büyük katkılarda bulunan Ayhan DEMİR, 1952 yılında, ne yapmış ne etmiş, üniversiteli sporculardan kurulu bir basketbol takımı ile bir voleybol takımını, Mısır'ın çağrılısı olarak Kahire'ye götürmüştü.
    Türk voleybolcuları orada yabancı hakemlerden, bizde uygulanan kuralların çoktan değiştirilmiş olduğunu, oyunumuzun dizilişlerden vuruşlarımıza kadar pek çok yönüyle uluslararası kurallara uymadığını öğrenince, büyük bir düş kırıklığına uğradılar. yurda dönüldüğünde Spor Oyunları Federasyonu'na başvurulup durum ayrıntıları ile anlatıldı : Yıllardır yabancı karşılaşma yapmamak, kuralları izlememek yüzünden, utanç verici bir duruma düşülmüştü.


    İlk ulusal takımımız. Soldan sağa ayaktakiler: Aleksandre Holyafkim, Marsel Şalabi, Ayhan Demir, Sacit Seldüz, Saman Bergerden, Sinan Erdem, Lui Şalabi. Oturanlar: Vahit Çolakoğlu, Muammer Pamuk, Haluk Kanbay(Antr.), Faik Gökay(S.O.F. Başkanı), Tevfik Artun(Hakem). Öndekiler: Ziya Kayacan, Gültekin Gürel, Selçuk Atamer, Valentin Holyafkim, Yiğit Ayaşlıoğlu.
    Bunun üzerine, 1953'de, Yugoslavya ile İstanbul'da bir maç yapılması için harekete geçildi. Bir ulusal takım seçilip Mısır'da edinilen bilgilerin elverdiğince çalıştırıldı. Takımda yer alan oyuncular şunlardı.
    Selçuk ATAMER,
    Yiğit AYAŞLIOĞLU,
    Saman BERGERDEN,
    Ayhan DEMİR,
    Sinan ERDEM,
    Gültekin GÜREL,
    Aleksandre HOLYAFKİM,
    Valentin HOLYAFKİM,
    Ziya KAYACAN,
    Sacit SELDÜZ,
    Lui ŞALABİ,
    Marsel ŞALABİ



    Spor ve Sergi Sarayı'nda oynanan bu ilk beş setlik maçımızda ulusal takımımız Yugoslavların yadırgadığı çekmelerle bir set kapıp 3-1 yenildi.
    Yugoslavlar pasör kaçırarak üç oyuncuyla hücum ediyorlardı. Bizim voleybolumuz ise daha üç pasör üç smaçör anlayışını aşmış değildi. Nerden vuracağı önceden belli tek smaçörle hücum ediyorduk.
    Bu maçı bir Türk başhakem yönetmese büsbütün çaresiz kalacaktık. Çünkü daha faullü vuruşlarımızı düzeltebilmiş değildik.
    Spor Oyunları Federasyonu yetkilileri, durmadan gelişen dünya voleybolu karşısındaki durumumuzu gözleriyle görünce, sporcularımızı, antrenörlerimizi eğitmek üzere, Yugoslavya'dan bir antrenör getirdiler. Danila POJAR adındaki bu antrenör Türkiye'deki maçları izledi, kurslar açtı, takımlarımızın çağdaş yöntemlerle çalıştırılmaları için gerekli bilgileri verdi.
    Aynı yıl Ankara'da düzenlenen üç üniversite takımı arasındaki uluslararası turnuvayı, Yugoslavya ile Yunanistan'ı yenen Türkiye kazandı.
    Ama, bir yıl sonra, 1945'de, Belgrat'ta yapılan ikinci ulusal maçımızda Yugoslavya'ya gene, hem de 3-0 yenildik. Maç on yedi dakika sürmüş, Türk takımı çözülüp gitmişti. Ama artık faullü çekmelerle oynamıyor, smaç vuruyorduk.


    Belgrat'ta Yugoslavya ile oynadığımız ikinci ulusal maçımızda görev alan voleybolcularımız soldan sağa: Sinan Erdem(K), Ayhan Demir, Orhan Bilgin, Şakir Erman, Mahir Aras, Semih Aygıt, Burhan Yamanoğlu, Ali Rıza Olcayto Cihat Özgenel, Erdoğan Teziç, Lui Şalabi, Valentin Holyafkim.
    1955 yılında ulusal takımımız hiç maç yapmadı. Ama yabancılarla oynamanın, iyi takımları görmenin önemini anlayan sporcular dışa açılmanın başka yollarını aradılar. 1953'den 1957'e kadar sürekli hem İstanbul, hem Türkiye Şampiyonu olan Galatasaray takımı, ulusal takımın birçok oyuncusunu da içinde bulunduran kadrosuyla 1955 yılını yabancı karşılaşmalarla geçirdi.


    1954'de, Belgrat'taki ulusal maçımızı açık havada bir sağanak yağmur sonrasında, mazot döküp yakılarak kurutulan, toprak bir voleybol alanında oynamıştık. Ayhan Demir(4) plase atıyor, Valentin Holyafkim(3) ile Lui Şalabi dublaja girmişler. Pası Cihat Özgenel yükseltmiş.
    En güvenilen oyuncu, Ayhan DEMİR, o günlerin anlayışına uyarak, takımının antrenörlüğünü de yapmaktaydı. Önce Bulgar takımlarıyla oynandı. Sonra Fransa'da iki Yugoslav, bir İtalyan, bir Fransız takımının katıldığı beşli bir turnuvaya gidildi. bu turnuvada Galatasaray iki Yugoslav takımının arkasından üçüncü olmak başarısını gösterdi.
    Ertesi yıl, 1956'da, Türkiye Paris'de yapılan üçüncü Erkekler Dünya Şampiyonası'na katıldı. Sovyetlere 3-0, Kore'ye (2-0 öndeyken) 3-2 yenilerek klasman grubuna kalan takımımız Avusturya ile Luxemburg'u 3-0 yenip Hindistan'a 3-0 yenilerek sıralamada yirmi ikinci oldu.
    Takımı maçlara kaptan Ayhan DEMİR hazırlamış, hem oyunculuk, hem koçluk yapmıştı. Oysa bütün takımların kenarda oturan antrenörleri vardı.
    Dünya Şampiyonası'ndan, "Kore maçını kaçırmasaydık çok daha iyi bir derece alacaktık" görüşüyle, uluslararası maçlara iyice alışılmış olarak dönüldü.
    1957'de, İstanbul'da, Fatih Kupası adıyla çok büyük bir turnuva düzenlendi. Sovyetler Birliği, Çekoslovakya, Romanya, Bulgaristan, Yugoslavya, İran ile Türkiye'nin katıldığı bu turnuvaya takımımız Çekoslovakya'dan getirilen ünlü bir antrenör, Jiri KOBRLE hazırladı. Türkiye yalnız İran'ı 3-0 yendi, öbür takımlardan set alamadı, ama artık biz de voleybolu, bu alanda ileri gitmiş dünya ülkelerinin oynadığı gibi oynuyorduk. Seyircilerimiz, tribünlerdeki genç sporcularımız ise, "güç voleybolu" denilen sporun özelliklerini en yüksek düzeyde oynayanlardan görmek olanağını elde etmişlerdi. Bu tarihten sonra spor çevrelerinde voleybola verilen önem birdenbire arttı.
    Ulusal takımımız çalıştıran Jiri KOBRLE'den, memleketine dönmeden önce, antrenör kurslarında da yararlanılarak Doğu Avrupa voleybolunun kurumsal özelliklerinin öğrenilmesi yolunda önemli bir adım atılmış oldu.

    [COLOR="red"]Doğu Avrupa Voleybolu (1958-1967)[/COLOR]

    1958'de Voleybol-Eltopu Federasyonu kuruldu. Eltopunun o dönemde yaygın bir spor olmadığı düşünülürse, bu ayrılmanın voleybol için önemi kolayca anlaşılır. Voleybol artık yüksek düzeydeki yöneticilerce de önemsenen, atılım yapması beklenen bir spordu.
    1958'de, Çekoslovakya'nın Prag kentindeki Avrupa Erkekler Şampiyonası'na takımımızı hazırlaması için ünlü Rumen antrenör Nicolae SOTIR çağrıldı. Türkiye bu şampiyonada on birinci olurken Avusturya(3-0), Arnavutluk(3-1),Mısır(3-0),Finlandiya(3-1) gibi takımları yendi. Doğu Avrupa voleybolunu artı başarıyla uyguluyor, Batı Avrupa takımlarıyla başa baş oynayacak duruma gelmiş görünüyorduk. Tıpkı Kobrle gibi, Sotir de antrenör kursları yöneterek voleybol adamlarımızın kuramsal yönden gelişmelerine katkıda bulundu.


    Fatih Kupası maçlarının gördüğü büyük ilgiden güç alan Federasyon, İstanbul'da uluslararası turnuvaları belli aralarla tekrarlamaya başladı. 1965'e kadar dört İstanbul Enternasyonal Voleybol Turnuvası izlendi. Dünyanın en güçlü voleybol takımları olarak bilinen Sovyetler Birliği, Çekoslovakya, Romanya, Bulgaristan, Yugoslavya, Macaristan, Polonya'nın ünlü oyuncuları, seyircilerimizin, özellikleriyle tanıdıkları sporcular oldular. Voleybol oynamaya heves eden çocuklarımızın sayısı arttığı gibi, voleybola yeni başlamış olan küçük yaşlardaki sporcularımızın görgüsü de büyük oranla arttı.
    Fatih Kupası maçlarına katılan ulusal takımımız soldan sağa: Ayhan Demir(K) Şakir Erman, İrfan Yener, Güngör Demirtaş, Burhan Yamanoğlu, Ender Kurt, Sinan Erdem, Erdoğan Teziç, Şevket Güventürk, Atilla Sesören, Ömer Kuntay, Değer Eraybar, Nasuhi Ünlü, Yiğit Ayaşlıoğlu, Antr. Jiri Kobrle.


    Galatasaray Bulgaristan'daki maçlarından birinde. Soldan sağa: Yiğit Ayaşlıoğlu(K), Ayhan Demir, Değer Eraybar, Aral Sürek, Sinan Erdem, Pavlo Ditovski, Erdoğan Teziç, Oral Yılmaz, Özer Ödelli, Egemen Güredin, Güngör Demirtaş, Ertan Pamir.
    Bu arada kurslar yönetmek, ulusal takımlarımızı çalıştırmak için, bir Rumen antrenör daha geldi Nicolae MURAFA.
    Bu antrenörün büyüklerin yanı sıra genç erkek takımımızı da çalıştırması, voleybolumuzda yeni bir kuşağın söz sahibi olmaya başladığı 1966 yılına denk düşmüştü.
    Doğu Avrupa voleybol anlayışına bağlı, uzun süreli, programlı çalışmalara yatkın bir antrenör olan Hilmi TÜKEL'in, kendi yetiştirdiği gençlerden kurulu Fenerbahçe takımı, bu dönemde, tam bir serpilmenin eşiğindeydi. Daha başlarken Doğu Avrupa voleybol anlayışına göre hazırlanmış olan bu yükselme özlemi içindeki sporcular, Murafa'nın çalıştırdığı genç ulusal takımda yer alıp uluslararası deneyim kazanınca,
    1966-1967 dönemi İstanbul birinciliğini, Galatasaray'ın yılların şampiyonu "Yenilmez Armada"sından koparmayı başardılar.
    1966 yılı Ağustosunda Macaristan'da yapılan Genç Erkekler Voleybol Şampiyonası'nda Türk takımı on ikinci oldu.


    1966-1967 döneminde İstanbul birinciliğini kazanan Fenerbahçe'nin genç kadrosu, yöneticilerin ilgisizliği yüzünden dağılıncaya kadar, hep başarılı oldu. 1968'de bir Galatasaray maçına çıkan ilk altı: Özcan Sarıtürk(9), İbrahim Vuran(10), Mehmet Toydemir(1), Deniz Esinduy(4), İsmail Vuran(3) Ahmet Özkan(11).
    Aynı yılın Ekim ayında Çekoslovakya'da yapılan altıncı Erkekler Dünya Şampiyonası na katılan takımımıza antrenör Murafa bu genç takımdan beş oyuncu aldı. 1956-1968 yılları arasında ulusal takımımızın değişmez adamı Değer Eraybar takım kaptanıydı. Türk voleybolunun Doğu Avrupa anlayışına geçiş döneminde yetişmiş en büyük sporculardan biri olan, bu öğrenme, değerlendirme, uygulama gücü yüksek oyuncu, Murafa'nın yardımcılığını yapıyor, antrenörlüğe dönüm yıllarında, otuz yaşının olgunluğuyla, voleybolumuzu alttan gelen kuşağa aktarmakta önemli bir rol oynuyordu.

    Murafa'nın gençleştirilmiş takımı, Çekoslovakya'daki Dünya Şampiyonası'nda on beşinci olma başarısını gösterdi. Bu başarı sözcüğünün gelişigüzel kullanılmadığını belirtmek için, sıralamada altımızda kalan takımların adlarını verelim: 16-İtalya; 17-Küba; 18-Fransa; 19-Finlandiya; 20-Batı Almanya 21-Moğolistan; 22-Danimarka.
    Ertesi yıl Türkiye çok büyük bir organizasyonu yüklendi: 1967 Avrupa voleybol şampiyonaları. Yirmi erkek, on yedi kız takımının katıldığı maçlar Ankara, İstanbul, İzmir, Adana'da 26 Ekim günü başladı. Finalleri ise kızlar İzmir'de erkekler İstanbul'da oynadılar.
    İstanbul'da Sovyetler Birliği, Çekoslovakya, Polonya, Romanya, Macaristan, Doğu Almanya, Yugoslavya, İtalya arasında oynanan, bir hafta süren maçlar, tribünleri dolduran genç sporcularımız için eşsiz bir görgü eğitimi olduğu gibi, voleybola birtakım yeniliklerin gelmekte olduğunu da açıkça gösterdi.


    1966'da, Çekoslovakya'da yapılan Erkekler Dünya Şampiyonası'nda Japonların sergilediği Asya voleybolunun hareketleri, Sovyetler Birliği, Çekoslovakya Polonya, Romanya takımlarının oyuncularınca deneniyor, bir yıl önce Çekoslovakya'daki Dünya Şampiyonası'na katılmış olan voleybolcularımızın anlata anlata bitiremedikleri "Japon Voleybolu" tribünlerin başlıca konusu olmayı sürdürüyordu.
    1966'da Çekoslovakya'daki Dünya Şampiyonası'na katılıp on beşinci olan ulusal takımımız. Soldan sağa ayaktakiler: Bahattin Şençağda, Aşkın Uygur, Abdullah Yaşar, İbrahim Vuran, Mustafa Topaç. Öndekiler: İlhan Çetinkaya, Deniz Esinduy, Aziz Kalaoğlu, Şakir Tunçkol, Tunç Kurtböke, Değer Eraybar(K).
    1958-1967 yılları arasındaki kısa dönemi Türk voleybolunun çok iyi yönetildiği, parlak bir dönem olarak anmak gerekir.
    Voleybolumuzu bu dönemde bilgisizlik batağından kurtarılıp uluslararası turnuvalarda dereceye girecek düzeye yükseltilmiş, çok başarılı sporcular yetiştirilmiş, antrenör kursları açılmış, dünyanın en büyük takımları Türk seyircilerinin karşısına tekrar tekrar çıkarılmış, kız ulusal takımı kurularak şampiyonalara sokulmuş, yapılan yoğun çalışmalarla uluslararası voleybol çevrelerinde saygınlık kazanmamız sağlanmış, bunun sonucu olarak da Vahit ÇOLAKOĞLU, Sinan ERDEM, Meno ZAMBOĞLU gibi yöneticilerimiz dünya voleybol kuruluşlarında uzun yıllar sürecek çok önemli görevlere getirilmişlerdir.

    [COLOR="red"]Asya Voleybolu(1968-1975)[/COLOR]

    1966'da Murafa'nın Çekoslovakya'daki Dünya Şampiyonası'na götürdüğü ulusal takımımızın beş genç oyuncusu Deniz ESİNDUY, İlhan ÇETİNKAYA, Aziz KALAOĞLU, Mustafa TOPAÇ, İbrahim VURAN idiler. "Japon voleybolu"nu genç yaşta, gelişme yıllarında görme olanağı bulan bu voleybolcularımızdan İlhan ÇETİNKAYA ile İbrahim VURAN, özellikle yeniliklere açık, gelişme, ilerleme özlemi içinde gençlerdi. Her ikisi de oynadıkları takımlarla Asya voleybol anlayışının hareketlerlerini sokmakta öncülük ettiler. Antrenörlük de yapan ilhan ÇETİNKAYA çalıştırdığı takımları bütünüyle bu anlayışa yönlendirdi. Ayrıca, 1971 yılında, genellikle Japon antrenörlerin yaptıklarından kaynaklanan, Asya voleybol anlayışının kurumsal temellerini, uygulama tekniklerini açıklayan, Voleybol adlı bir kitap da yayımlandı.
    1966'da ulusal takımımızın kaptanlığını yapan, sporculuğu bırakıp bütünüyle antrenörlüğe adanma hazırlıkları içindeyken "Japon voleybolu"nu görme olanağını elde eden Değer ERAYBAR ile dünya voleybolunu yakından izleyen Ankaralı iki antrenör, Cafer AKSAKAL ile Cengiz GÖLLÜ de, çalıştırdıkları takımlarda, asya voleybol anlayışının file hareketlerini uygulamaya başladılar. Örnekse, Cengiz GÖLLÜ'nün antrenör, İlhan ÇETİNKAYA'nın oyuncu olduğu ODTÜ'de, 1968-1971 yılları arasında, kısa, kurşun, jet, alçak, çapraz Romen paslarla oynanıyordu.


    Altınyurt'un Deplasmanlı Lig'e yükseldiği yılki kadrosu. Soldan sağa ayaktakiler: Dünya Baltacıoğlu, Cabir Ayçe, Erdan Çokay, Eşref Yıldırımer, Nuri Demirel, Ahmet Ersen. Öndekiler: Selim Çavuşoğlu, Ahmet Bulgulu(K), Erdal Gürkan, Raffi Tülbentçi, Atıf Tezerten.
    Doğu Avrupa voleybol anlayışıyla yetişmiş olan sporcuların Asya voleybol anlayışının kaçınılmaz koşulu olan erken sıçramaları kolay kolay benimsemedikleri, erken kısayı ölü kısaya, kurşun pası kaydırak pasa dönüştürerek hep topun pasörün elinden çıkmasını beklemek eğilimi içinde oldukları, ayrıca kurşun jetleri de bombeli jete dönüştürdükleri bir gerçektir. İlhan ÇETİNKAYA kitabında erken sıçramanın (Flash hareketinin) önemini açıkça belirtmiş olsa da, bu geçiş döneminde, başka bir voleybol anlayışıyla yetişmiş oyunculardan, özlenen sonuç alınamamış olabilir.
    Nitekim 1970-7971 yıllarında ulusal takımlarımızı çalıştıran Bulgar antrenör Kosta ŞAPOF, erken sıçrama üzerinde pek durmamış, hızlı voleybolu, Avrupalıların "Quick" dedikleri "çabuk" smaçlarla oynatma yolunu seçmiş, ölü kısa, kaydırak, bombeli jet paslarla yetinmek zorunda kalmıştır.
    Altınyurt'da 1972'ye kadar yapılan hızlı voleybol çalışmaları da bu anlayış çerçevesindeydi. Avrupalıların çabuk smaçlarıyla bir oyun anlayışını uyguluyorduk.


    Voleybol Federasyonu'nun 1971 yılında başlattığı Asya voleybolu çalışmalarının ilk ürünü olan bu genç ulusal takım, Ankara'da yapılan, 1972 Balkan Gençler Şampiyonası'nda üçüncü olmayı başardı. Ama özlenen voleybolu oynayamadı. Araya kısa, alçak paslar sokulduysa da, kendi seyircimiz önünde daha ilerisi göze alınamadı. Semih Oktay(10), Dünya Baltacıoğlu(1), Harun Akkıvılcım(2), Şükrü Yengi(11), Sedat Yavuz(12), Selim Çavuşoğlu(3).
    1972'de Ankara'da yapılan Balkan Gençler Şampiyonası'nda erken sıçramaları deneyen Bulgar takımını izleyince, flash hareketinin nasıl yapılması gerektiği konusunda kesin bir görüşe varmış olduk.
    Bu tarihten sonra Altınyurt Asya voleybol anlayışına giden yolda büyük bir atılıma girdi. Türk voleyboluna birbiri ardına yeni file hareketleri getirdi. Önce seyircilerin, giderek bütün genç voleybolcuların ilgisini çeken bu oyun tarzına "Altınyurt Tarzı" denmeye başlandı.
    Asya voleybolu, seçkin sporcuları az olan, yetiştirdiği iyi oyuncularını sürekli başka kulüplere kaptıran Altınyurt'un, her şeye karşın, önce yükselmesini, sonra da uzun yıllar Deplasmanlı Lig'de kalabilmesini sağladı. Ama önlerde yer almayan bir takımın getirdiği yenilikler, beğenilse de, öbür takımları yeterince etkilemedi.
    1971 yılında Voleybol Federasyonu Teknik Komitesi, ulusal takımlarımızın başarılı olabilmeleri için, Doğu Avrupa oyun anlayışından uzaklaşıp Asya oyun anlayışına yönelmemiz gerektiği konusunda bir karar aldı. Bu yönde bir başlangıç yapılması için de genç ulusal erkek takımının başına antrenör olarak Cafer AKSAKAL getirildi. İstanbul, Ankara İzmir'de geniş bir çalışma başlatıldı. Bu çalışmalarda antrenörleri, oyuncuları (özellikle Asya voleybol anlayışıyla yetiştirilmekte olan pasörleriyle) Altınyurt'lular da görev aldılar.


    1973 yılında, Adana'da, dört takım arasında yapılan 50.Yıl Turnuvası'nda, Değer Eraybar'ın çalıştırdığı ulusal takımımız şampiyon oldu. İspanya'yı, İran'ı 3-1'lik sonuçlarla yendik, final maçında ise Batı Almanya setler 1-1 iken oyunu yarım bırakıp alandan çekildi. Final maçının ilk altısı: Erdal Önder(4), Murat Över(8), İbrahim Vuran(10), Oktay Kökten(2), Semih Oktay(7), Aziz Kalaoğlu(6).
    Çeşitli turnuvaları, şampiyonaları içeren, aralıklarla sürdürülen iki yıllık bir çalışma sonucunda, hızlı voleybol oynayabileceğine inanılan bir takım oluşturuldu.
    Cafer AKSAKAL'ın 1973'de Hollanda'da yapılan Avrupa Gençler Şampiyonası'na götürdüğü bu takım orada beş maç kazandı, üç maç yitirdi, on dördüncü oldu. Ama takımımızın oynadığı voleybol büyük övgülerle karşılandı.
    Hollanda'daki maçları izlemiş olan Nejat ALTAV şöyle yazıyordu: "Yirmi beş yıla yakın voleybolun içinde hakem ve gazeteci olarak bulunduğum sürede iddia edebilirim ki genç takımımız, ilk defa modern voleybol oynamıştır.(...) Eski voleybol klasik yüksek pasları yerine fileye paralel gelen topları vurmaya hazır üç smaçörümüzü bir anda karşılarında gören Macarlar şaşırmış ve blokları çökmüştü."
    Almanlara teknik direktörlük yapan ünlü Rumen antrenör Sebastian Mihailescu da şöyle diyordu: "Grubumuzda Türkleri favori görüyorum. Zira modern voleybolu gerçekten uyguluyorlar."
    Evet, Asya voleyboluna artık "Japon voleybolu" değil, "modern voleybol" deniliyordu. Yani herkes bu tarzı benimseme yolundaydı.
    Türkler ise bu voleybolu Mihailescu gibi bir antrenöre bile beğendirecek düzeyde oynayabiliyorlardı.
    Bu umut ışığı, ne yazık ki, yaşları dolan oyuncuların takımdan ayrılmaları, Cafer AKSAKAL'ın da ertesi yıl antrenörlüğü bırakmasıyla sönüverdi.
    Ama Asya voleybolunun file hareketleri genç ulusal takımlarımızdaki oyuncular aracılığıyla kulüp takımlarına yayılmaya başlamıştı.


    Umut Ulusal Takımı'nın, ne yapılmak istendiğini çok iyi bilen, çağdaş voleybola gönül vermiş, birbirine bağlı gençlerden kurulu bir kadrosu vardı. Soldan sağa: Selim Çavuşoğlu, Serap Gençsu(K), Yusuf Hakim, Şakir Kayhan, Antr. Mehmet Bengü, Dünya Baltacıoğlu, Eşref Yıldırımer, Serdar Çağan, Cumhur Tezesen, Gökhan Esentan, Ahmet Özçam, Secaattin Yetiştiren, Mehmet Gündüz.
    1975 yılında, Altıyurt Kulübü'nde, federasyon Teknik Direktörü Ayhan DEMİR'in başkanlığında yapılan, Mehmet BENGÜ, Enver GÖÇENER, Cahit ERDOĞUŞ'un katıldıkları bir toplantıda, 1971'den bu yana genç ulusal takımlarda çalıştırılan oyuncularla bir Umut Ulusal Takımı oluşturmak düşüncesi ortaya atıldı. Asya voleybol anlayışıyla oynatılacak olan bu takım dört yıldır verilen emeklerin ürününü toplayacaktı.
    Teknik, taktik antrenörlüğünü Mehmet BENGÜ'nün, kondisyon antrenörlüğünü Enver GÖÇENER'in üstlendiği Umut Ulusal Takımı'na şu oyuncular seçildi: Selim ÇAVUŞOĞLU, Serap GENÇSU, Dünya BALTACIOĞLU, Serdar ÇAĞAN, Yusuf HAKİM, Ahmet ÖZÇAM, Mehmet GÜNDÜZ, Secaattin YETİŞTİREN, Şakir KAYHAN, Cumhur TEZESEN, Eşref YILDIRIMER, Gökhan ESENTAN.
    Asya voleybol anlayışının üstünlüğünü kanıtlama özleminin yarattığı büyük bir coşkuyla hazırlanan takımımız, 1975 yılı Temmuz ayında, Batı Almanya'nın Mannheim kentinde, Romanya, İtalya, Batı Almanya genç ulusal takımlarının katıldığı dörtlü bir turnuvaya götürüldü.
    İlk maçımızda Batı Almanya'yı şaşkına çevirerek 3-0 yendik.(Aslında çok iyi hazırlanmış olan Alman takımı ertesi gün İtalya'yla 3-2 lik bir maç oynadı, son gün ise Romanya'yı 3-2 yenmeyi başardı.) İkinci maçımızda, büyük bir çekişmeden sonra, Rumenlere 3-2 yenildik. Hem Romanya'yı, hem de Batı Almanya'yı yenen İtalya'yla oynayacağımız üçüncü maç şampiyonluk maçıydı. Prof. Anderlini nin antrenörlüğünü, sonraki yılların ünlü oyuncusu Lanfranco'nun kaptanlığını yaptığı, büyük umutlarla bakılan güçlü İtalyan genç takımı, Türkiye karşısında 3-0 lık umulmadık bir yenilgiye uğradı. Romanya ile İtalya gibi iki voleybol ülkesini geride bırakarak şampiyon olduk.


    1979-1980 Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nın Ankara'da oynanan final maçlarında Eczacıbaşı, Finlandiya'nın Pieksamaky takımını yenerek, İtalyan Clippan Torino ile Çekoslovak Bratislava takımlarının arkasından Avrupa üçüncüsü oldu. Soldan sağa: Oktay Kökden(K), Ata Onar, Uğur Acar, Serdar Çağan, Brunko İliev, Kurtaran Mumcu, Paidar Demir, İvan Seferinov, Faruk Saran, Selim Öztreves, Fatih Toptaş, Zeki Uslu.
    Asya voleybol anlayışı ikinci umut ışığını yakmıştı.
    Yurda dönüldüğünde Umut Ulusal Takımı na yeni bir görev çıktı. Mart ayında Fransa'da yapılan Batı Avrupa Kupası maçlarında yöneticilerle aralarında geçen bazı tatsız olaylar yüzünden Erkek Ulusal Takımımızın oyuncuları, Akdeniz Oyunları için yapılan çağrıya gelmemişlerdi. Mannheim'daki başarının sağladığı güvenle Federasyon, Cezayir'deki Akdeniz Oyunları'na umut Ulusal Takımı'nı göndermeye karar verdi.
    Cezayir'de yaptığımız üç maçtan ilkinde Fas'ı 3-0 yendik, ikincisinde İtalya'ya 3-0 yenildik, klasmanda Mısır'la oynadığımız maçı 3-1 kazanarak sıralamada beşinci olduk. Ülkemizdeki Asya voleybolu çalışmalarının en üst düzeye ulaştığı 1975 yılından sonra ise bir geri dönüş yaşandı. İkinci umut ışığı da sönmüştü. Eski voleybolcularla yeni voleybolcuların bir arada yer aldıkları ulusal takımımız, iki anlayış arasında bocalamaya başladı. Maçlar oyuncuların becerilerine, alışkanlıklarına göre düzenlenen, eski mi yeni mi anlaşılmaz bir sistemle oynanır oldu.

    [COLOR="red"]Çağdaş Voleybol(1976-»»»»)[/COLOR]


    1979-1980 Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nın Çekoslovakya'da oynanan final maçlarında Eczacıbaşı Çekoslovak Buda Hvizda, Macar Nim-Se, Arnavut Dinamo Tiran takımları arasındaki zorlu çekişmede başarıyla sıyrılıp Avrupa ikincisi oldu. Soldan sağa ayaktakiler: Nurdan Ayçelik, Selcan Teoman, Lilia Venkova, Antr. Cengiz Göllü, Hülya Erçin, Arzu Bağdatlıoğlu, Sibel Bileke, Öndekiler: Aylin Üstündağ, Çiğdem Erman, Meral Kalfaoğlu, Yrd. Antr. Özden Şahsuvaroğlu, Hülya Odabaşı, Meral Özdemir. Violet Kostende.
    Asya voleybol anlayışı aşağı yukarı on yıl içinde bütün ileri gitmiş voleybol ülkelerini etki alanına almıştı. Her ülke kendi voleybol anlayışını gözden geçirip köklü değişikliklere uğratmış, kısa sürede dünya voleybolu bambaşka bir görünüm kazanmıştı. Artık her şey ortaklaşa kullanılıyordu. "Asya voleybolu", "Japon voleybolu" demenin de bir anlamı kalmamıştı; "Çağdaş voleybol" deniyordu.
    Türkiye ise iki anlayışı birlikte sürdürmekte en fazla direnen ülkelerden biri oldu. Çünkü en seçkin oyuncular kurum kulüplerinde toplanmışlardı. ODTÜ, Altınyurt gibi amatör kulüplerdeki, ulusal takımlardaki çalışmalar, amacı yalnızca şampiyonluk olan kurum kulüplerini etkilemiyor, "Riskli voleybol" diye adlandırılan çağdaş voleybol bu takımlara bir türlü giremiyordu. Genç oyuncuların ulusal takımlardan götürdükleri hareketler, başarılı olabildikleri sürece, oyunu süslemek için kullanılıyor, böyle "fantezi" hareketlere genellikle kolay maçlarda göz yumuluyordu.
    Bu yanlış tutumu kıran kulüp Eczacıbaşı oldu. Kuruluşunda, Deplasmanlı Lig'e yükselişinde Ayhan DEMİR'in büyük emeği olan bu kulübün, "Başarıya hangi tarz götürüyorsa o tarz iyidir" görüşünü savunan yöneticileri, içerdeki başarılarla yetinmeyerek Avrupa Kupalarında başarı aramaya başlayınca, hem erkeklerde, hem kızlarda çağdaş voleybola yönelmek gereği duydular.
    Ayhan DEMİR'den sonra teknik direktörlüğe getirilen Cengiz GÖLLÜ, aslında , Türkiye'de Asya voleybol anlayışının file hareketlerini ilk uygulatan antrenörlerden biriydi. Ayrıca, 1971 yılında, ulusal takımlarımızın Asya voleybol anlayışına yönelmeleri gerektiği konusunda karar alan Voleybol Federasyonu Teknik Komitesi'nin de bir üyesiydi.
    İçerde, kolay, hataları en aza indiren Doğu Avrupa voleybolu ile sonuca gidilebiliyordu, ama dışarıya açılınca, artık herkesin oynadığı çağdaş voleybola geçmek, başarılı olabilmenin tek yoluydu.
    Liglerde Eczacıbaşı'nın çağdaş voleybol oynamaya başlaması, İtfaiye (Değer ERBAY), Galatasaray (Cahit ERDOĞUŞ), Vinylex gibi güçlü takımların bu yoldaki çabalarıyla birleşince, birtakım inatçı direnmelere karşın, Türk voleybolunun görünümü de değişiverdi. Bunun sonucu olarak da, kulüp takımlarımız Avrupa kupalarında finallere yükselmeye, dereceye girmeye başladılar.
    Gene Cengiz GÖLLÜ'nün Eczacıbaşı'nda yürüttüğü "Çağdaş voleybol" çalışmalarının ürünü olan çok büyük bir başarı da, 1977 yılında, İtalya'da, Genç Kızlar Avrupa Şampiyonası Elemeleri'nde elde edildi. Genç Kız Ulusal Takımımız dörtlü turnuvada Belçika'yı 3-0, İtalya'yı 3-2, İspanya'yı 3-0 yenerek birinci oldu.


    1977 Avrupa Şampiyonası Elemeleri'nde şampiyon olan Genç Kız Ulusal Takımımız. Soldan sağa, ayaktakiler: Violet Kostende, Arzu Bağdatlıoğlu, Antr. Cengiz Göllü, Deniz Dosdoğru, Selcan Teoman. Öndekiler: Yasemin Varış, Gülnaz Ensü, Meral Babalı(Kalafatoğlu), Hülya Babalı(Erçin), Dilek Erülker.
    Türkiye, Asya voleybol anlayışının etki alanında, Doğu Avrupa'nın yüksek voleybolundan uzaklaşıp çağdaş bir anlayışa yönelirken, hem erkeklerde, hem kızlarda, teknik, taktik yönünden yabancı ülkelerdekine denk hatta çoğuna üstün bir voleybol oynar duruma geldi. Bu arada, Asya voleybol anlayışının birçok hareketi benimsendiyse de, bu sistemin temeli olan flash hareketi bir türlü yaygınlaştırılamadı. Böylece de bizim "Çağdaş voleybol"umumda "erken sıçrama" pek yer almadı.
    Antrenörlerimizin, son yıllarda, özellikle bloktaki yetersizliğimiz üzerinde durdukları, boy, yapı, güç sorunlarına eğildikleri gözleniyor.
    Konu IcE`MoUsE tarafından (13.05.2009 Saat 21:44 ) değiştirilmiştir.
    IcE`MoUsE


  3. #3
    Platin netgammon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15.01.2007
    Yaş
    39
    Mesajlar
    52,911

    Cevap: Voleybolun Tarihçesi

    [COLOR="Blue"]Konuyu sabitledim..Eline sağlık dostum..[/COLOR]


  4. #4
    Platin katsa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    02.06.2007
    Mesajlar
    5,509

    Cevap: Voleybolun Tarihçesi

    Teşekkürler Murat..


  5. #5
    Platin IcE`MoUsE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30.01.2007
    Yaş
    29
    Mesajlar
    28,551

    Cevap: Voleybolun Tarihçesi

    [SIZE="5"][COLOR="Red"]VOLEYBOL OYUN KURALLARI

    2009 – 2012[/COLOR][/SIZE]



    FIVB TARAFINDAN ONAYLANAN
    ULUSLARARASI VOLEYBOL OYUN KURALLARI


    [COLOR="red"]İÇİNDEKİLER[/COLOR]

    OYUNUN ÖZELLİKLERİ


    [COLOR="red"]FASIL I[/COLOR]

    KURALLARIN VE HAKEMLİĞİN FELSEFESİ

    [COLOR="red"]FASIL II[/COLOR]

    KISIM I

    OYUN


    Bölüm Bir : Tesisler ve Donatım
    1. Oyun Sahası
    1.1 Ölçüler
    1.2 Oyun sahasının yüzeyi
    1.3 Oyun alanındaki çizgiler
    1.4 Bölgeler ve sahalar
    1.5 Isı
    1.6 Aydınlatma

    2. File ve Direkler
    2.1 Filenin yüksekliği
    2.2 Filenin Yapısı
    2.3 Yan bantlar
    2.4 Antenler
    2.5 Direkler
    2.6 İlave malzemeler

    3. Toplar
    3.1 Standartları
    3.2 Topların benzerliği
    3.3 Üç top sistemi

    Bölüm İki : Katılanlar
    4. Takımlar
    4.1 Takımın oluşumu
    4.2 Takımın yerleşimi
    4.3 Malzemeler
    4.4 Malzeme değişiklikleri
    4.5 Yasaklanmış eşyalar

    5. Takım Liderleri
    5.1 Kaptan
    5.2 Koç
    5.3 Yardımcı koç

    Bölüm Üç : Oyun Düzeni

    6. Sayı Almak, Set ve Maç Kazanmak
    6.1 Sayı almak
    6.2 Set kazanmak
    6.3 Maç kazanmak
    6.4 Maçta hazır bulunmama ve eksik takım

    7. Oyunun Yapısı
    7.1 Kura
    7.2 Isınma devresi
    7.3 Takımın başlangıç dizilişi
    7.4 Pozisyonlar
    7.5 Pozisyon hatası
    7.6 Dönüş
    7.7 Dönüş hatası

    Bölüm Dört : Oyun Hareketleri
    8. Oyunun Seyri
    8.1 Oyundaki top
    8.2 Oyun dışı top
    8.3 “DAHİL” top
    8.4 “HARİÇ” top

    9. Topla Oynama
    9.1 Takım vuruşları
    9.2 Vuruşun özellikleri
    9.3 Topla oynarken yapılan hatalar

    10. Filedeki Top
    10.1 Fileyi geçen top
    10.2 Fileye değen top
    10.3 Filenin içindeki top

    11. Filedeki Oyuncu
    11.1 Filenin diğer tarafına uzanma
    11.2 Filenin altından geçme
    11.3 File ile temas
    11.4 Oyuncuların filedeki hataları

    12. Servis
    12.1 Bir setteki ilk servis
    12.2 Servis sırası
    12.3 Servis atma izni
    12.4 Servisin atılması
    12.5 Perdeleme
    12.6 Servis atma esnasında yapılan hatalar
    12.7 Servis vuruşundan sonrasında yapılan hatalar ve pozisyon hataları

    13. Hücum Vuruşu
    13.1 Hücum vuruşunun özellikleri
    13.2 Hücum vuruşundaki kısıtlamalar
    13.3 Hücum vuruşu hataları

    14. Blok
    14.1 Blok yapma
    14.2 Blok teması
    14.3 Rakibin boşluğunda blok yapma
    14.4 Blok ve takım vuruşları
    14.5 Servise blok yapma
    14.6 Blok yapma hataları

    Bölüm Beş : Duraklamalar, Fasılalar ve Geciktirmeler

    15. Kurallara Uygun Oyun Duraklamaları
    15.1 Kurallara uygun oyun duraklamalarının sayısı
    15.2 Kurallara uygun oyun duraklaması talepleri
    15.3 Duraklamaların birbirini takip etmesi
    15.4 Molalar ve teknik molalar
    15.5 Oyuncu değişikliği
    15.6 Değişikliklerin limitleri
    15.7 İstisnai değişiklik
    15.8 Oyundan çıkarma veya diskalifiye nedeni ile değişiklik
    15.9 Kurallara uygun olmayan değişiklik
    15.10 Oyuncu değişikliği prosedürü
    15.11 Kurallara uygun olmayan oyun duraklaması talepleri

    16. Oyunu Geciktirmeler
    16.1 Geciktirme türleri
    16.2 Geciktirme yaptırımları

    17. İstisnai Oyun Duraklamaları
    17.1 Sakatlanma
    17.2 Harici müdahale
    17.3 Uzatılmış duraklamalar

    18. Fasılalar ve Oyun Alanlarının Değişimi
    18.1 Fasılalar
    18.2 Oyun alanlarının değişimi

    Bölüm Altı : Libero Oyuncusu
    19. Libero Oyuncusu
    19.1 Liberonun belirlenmesi
    19.2 Malzemeler
    19.3 Liberoyu kapsayan hareketler

    Bölüm Yedi : Katılanların Davranışları

    20. Davranış Koşulları
    20.1 Sportmence davranış
    20.2 Dürüst sporculuk

    21. Hatalı Davranış ve Yaptırımları
    21.1 Küçük hatalı davranışlar
    21.2 Yaptırımlara yol açan hatalı davranışlar
    21.3 Yaptırım tablosu
    21.4 Yaptırımların uygulanması
    21.5 Set öncesi ve setler arasındaki hatalı davranışlar
    21.6 Yaptırım kartları

    [COLOR="red"]FASIL II[/COLOR]

    KISIM II

    HAKEMLER, SORUMLULUKLARI VE RESMİ EL İŞARETLERİ

    Bölüm Sekiz : Hakemler

    22. Hakem Grubu ve Yönetim Usulleri
    22.1 Oluşum
    22.2 Yönetim Usulleri

    23. Baş Hakem
    23.1 Duruş yeri
    23.2 Yetkileri
    23.3 Sorumlulukları

    24. Yardımcı Hakem
    24.1 Duruş yeri
    24.2 Yetkileri
    24.3 Sorumlulukları

    25. Yazı Hakemi
    25.1 Duruş yeri
    25.2 Sorumlulukları

    26. Skor Hakemi
    26.1 Duruş yeri
    26.2 Sorumlulukları

    27. Çizgi Hakemleri
    27.1 Duruş yeri
    27.2 Sorumlulukları

    28. Resmi İşaretler
    28.1 Hakemlerin el işaretleri
    28.2 Çizgi hakemlerinin bayrak işaretleri

    [COLOR="red"]FASIL II[/COLOR]

    KISIM III

    ŞEKİLLER


    1a Yerleşim Planı
    1b Oyun sahası
    2 Oyun alanı
    3 Filenin yapısı
    4 Oyuncuların pozisyonları
    5 File dikey düzleminden rakibin oyun alanına geçen top
    6 Grup perdelemesi
    7 Tamamlanmış blok
    8 Geri hat oyuncusunun hücumu
    9 Yaptırım tabloları
    10 Hakem grubu ve yardımcılarının duruş yerleri
    11 Hakemlerin resmi el işaretleri
    12 Çizgi hakemlerinin resmi bayrak işaretleri

    [COLOR="red"]FASIL III[/COLOR]

    Tanımlar


    OYUNUN ÖZELLİKLERİ


    Voleybol, file ile ikiye bölünmüş bir oyun alanı üzerinde iki takım tarafından oynanan bir spordur. Oyunun çok yönlülüğünün herkese sunulabilmesi amacıyla özel durumlar için farklı uyarlamalar bulunmaktadır.

    Oyunun amacı, topu filenin üzerinden göndererek rakip takımın oyun alanında yere değmesini sağlamak ve rakip takımında aynı amaca ulaşmasını önlemektir. Takımların rakip alana gönderirken topa üç kez vurma hakkı vardır (blok teması dışında).

    Top oyuna servis ile sokulur, servisi atan oyuncu topu filenin üzerinden rakip alana gönderir. Rally, topun oyun alanına değmesi, harice gitmesi veya bir takımın hata yapmasına kadar devam eder.

    Voleybolda bir rally kazanan takım bir sayı alır (Rally Sayı Sistemi). Servisi karşılayan takım rallyi kazandığında bir sayı ve servis kullanma hakkı kazanır ve oyuncuları saat yönünde bir pozisyon dönerler.
    IcE`MoUsE


  6. #6
    Platin IcE`MoUsE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30.01.2007
    Yaş
    29
    Mesajlar
    28,551

    Cevap: Voleybolun Tarihçesi

    [SIZE="5"][COLOR="Red"]2009 – 2012 VOLEYBOL OYUN KURALLARI

    FASIL I[/COLOR][/SIZE]


    KURALLARIN VE HAKEMLİĞİN FELSEFESİ

    GİRİŞ

    Voleybol dünyadaki en başarılı, en popüler ve en eğlenceli spor dallarından biridir. Hızlıdır, heyecanlıdır ve hareketleri aniden coşturucu ve heyecan vericidir. Bununla beraber voleybol birbirine bağlı çok önemli birçok unsurdan oluşur ve bunların mükemmel etkileşimi voleybolu rally oyunları arasında çok özel bir yere getirmektedir.


    FIVB son yıllarda bu oyunu daha izlenebilir bir hale getirmek için oldukça önemli bir yol katetmiştir.

    Bu metin genel voleybol kitlesi olan oyuncular, koçlar, hakemler, seyirciler ve eleştirmenler için aşağıdaki sebeplerden dolayı yazılmıştır.

    - Kuralların bilinmesi, oyunun kalitesini arttırır. Koçlar daha iyi takım çalışmaları ve
    taktikler üretir, oyuncularında yeteneklerini tam olarak göstermelerine olanak sağlar.

    - Kurallar arasındaki ilişkileri bilmek, hakemlerin daha doğru karar vermesini sağlar.

    Bu giriş yazısı, başarılı bir hakemlik için gereken temel özellikleri tanımlamayı açıklamadan önce, voleybolun bir rekabet sporu olması üzerine odaklanmıştır.

    VOLEYBOL REKABET SPORUDUR

    Yarışma, ortaya çıkmamış potansiyel güçlerle bağlantı kurar. En iyi yetenek, gayret, yaratıcılık ve estetiğin gösterilmesini sağlar. Kurallar tüm bu özelliklerin ortaya konmasına olanak sağlayacak biçimde oluşturulmuştur. Birkaç istisnayla, voleybol, tüm oyunculara hem file önünde (hücum) ve hem de oyun alanının gerisinde (savunma veya servis) oynama hakkı verir.

    Oyunun yaratıcısı William Morgan, yıllar geçse de voleybolun kendine özgü önemli unsurlarını kaybetmediğini kabul etmektedir. Bunlardan bazıları diğer file/top/raket oyunlarıyla aynıdır ;

    - servis
    - dönüş (servis atma hakkı kazanılınca)
    - hücum
    - savunma

    Voleybol fileli oyunlar arasında eşsiz bir yere sahiptir. Bunda topun sürekli havada kalması ve topu geri göndermeden önce, takım oyuncularının kendi aralarında paslaşmasına izin vermesi etkilidir.

    Özel defans oyuncusu olan liberonun amacı rallyi mümkün olduğunca uzatarak daha uzun süreli bir oyun sağlamaktır. Servis kuralında yapılan değişiklikler , servis atışını, topu basit anlamda oyuna sokma kavramından çıkarmış ve bir hücum silahı haline getirmiştir.

    Dönüş kavramı ; bütün oyuncuların yer değiştirmelerine izin vermek amacıyla konulmuştur. Oyuncu pozisyonları hakkındaki kurallar takımlara esneklik sağlama ve taktiklerde farklı gelişmeler yaratmaya izin vermelidir.

    Yarışmacılar bu temel bilgileri tekniklerini, taktiklerini ve güçlerini yarıştırmak için kullanırlar. Bunlar aynı zamanda oyunculara izleyici ve taraftarları etkilemeleri için hareket serbestliği sağlar.

    Voleybolun imajı gün geçtikçe artmaktadır. Oyun gelişirken hiçbir şüphe yok ki iyiye, güçlüye ve hızlıya doğru gelişecektir.

    HAKEMLİĞİN SINIRLARI

    İyi yönetimin özünde yatan kavram, tarafsızlık ve tutarlılıktır.
    - Tüm katılanlara tarafsız davranmalı,
    - Seyirciler tarafından da tarafsız görünmeli,

    Bu istekler güvenilirliğin en büyük unsurudur. Hakemin güvenilirliği oyuncuların oyundan zevk almasını sağlar :

    - Kararları doğru olmalı,
    - Kuralın neden yazıldığını anlamalı,
    - Etkili bir organizatör olmalıdır,
    - Oyunun akışı içinde rekabete izin vermeli ve kararlı bir yönetim göstermeli,
    - Eğitimci olarak, kuralları uygulayarak haksızlığı cezalandırmalı veya kaba davranışı uyarmalı,
    - Oyunu geliştirmek amacıyla, oyun içinde yapılan görülmeğe değer hareketlerin ön plana çıkmasına ve en iyi oyuncularında yapabildikleri en iyi hareketleri yapmasına izin vererek seyircilerin iyi vakit geçirmelerine katkıda bulunmalı,

    Sonuç olarak söyleyebiliriz ki ; iyi bir hakem, kuralları, oyunu tüm ilgili taraflar için tatmin edici bir rekabet haline getirmek için kullanacaktır.

    Buraya kadar okuyanlar, bundan sonra gelen oyun kurallarına büyük bir oyunun gelişmesinin bugünkü durumu olarak bakabilir. Aynı zamanda daha önce gelen birkaç paragrafın spor içindeki konumunuzda sizin için aynı ölçüde öneme sahip olabileceğini aklınızdan çıkarmayınız.

    Sizde katkı yapın !
    Top havada kalsın !
    IcE`MoUsE


  7. #7
    Platin IcE`MoUsE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30.01.2007
    Yaş
    29
    Mesajlar
    28,551

    Cevap: Voleybolun Tarihçesi

    [COLOR="red"]FASIL II

    KISIM I

    OYUN[/COLOR]


    BÖLÜM BİR

    TESİSLER VE DONATIM


    [COLOR="Red"]
    1. OYUN SAHASI[/COLOR]


    Oyun sahası, oyun alanı ve serbest bölgeden oluşur. Bu saha dikdörtgen ve simetrik olmalıdır.

    1.1 ÖLÇÜLER

    Oyun alanı, 18x9 m ölçülerinde bir dikdörtgendir ve her yönde en az 3 m genişliğinde olan bir serbest bölge ile çevrilmiştir.

    Oyun sahasının üzerinde bulunan serbest oyun boşluğu, her türlü engelden arındırılmış olmalıdır. Serbest oyun boşluğu, oyun sahası yüzeyinden ölçüldüğünde en az 7 m yüksekliğinde olmalıdır.

    FIVB Dünya ve Resmi Müsabakalarında serbest bölge yan çizgilerden ölçüldüğünde en az 5 m ve dip çizgilerden ölçüldüğünde en az 8 m genişliğinde olmalıdır. Serbest oyun boşluğu ise oyun sahası yüzeyinden ölçüldüğünde en az 12.5 m yüksekliğinde olmalıdır.


    1.2 OYUN SAHASININ YÜZEYİ

    1.2.1 Sahanın yüzeyi düz, yatay ve yeknesak olmalıdır. Oyuncular için sakatlanmaya yol açacak herhangi bir tehlike teşkil etmemelidir. Pürüzlü ve kaygan yüzeylerde oynanması yasaktır.

    FIVB Dünya ve Resmi Müsabakalarında sadece tahta veya sentetik bir yüzeyin kullanılmasına izin verilir. Bu yüzey daha önce FIVB tarafından onaylanmış olmalıdır.

    1.2.2 Kapalı salonlarda oyun alanının yüzeyi açık renkte olmalıdır.
    FIVB Dünya ve Resmi Müsabakalarında çizgiler için beyaz, oyun alanı ve serbest bölge için farklı renkler kullanılmalıdır.

    1.2.3 Açık hava sahalarında drenaj amacıyla her metre için 5 mm lik bir eğime müsaade edilir. Saha çizgilerinin sert bir maddeden oluşturulması yasaktır.


    1.3 OYUN ALANININ ÜZERİNDEKİ ÇİZGİLER

    1.3.1 Bütün çizgiler 5 cm genişliğindedir. Çizgiler, zeminin ve diğer çizgilerin renklerinden farklı ve açık renkte olmalıdır.

    1.3.2 Sınır çizgileri

    İki yan ve iki dip çizgi oyun alanını belirler. Yan ve dip çizgilerin her ikisi de oyun alanının boyutlarına dahil olarak çizilir.


    1.3.3 Orta çizgi

    Orta çizginin tam ortası oyun alanını 9x9 m boyutlarında iki eşit alana böler ; bununla beraber orta çizgi kalınlığının, bütünüyle, her iki oyun alanının da sınırları içerisinde olduğu kabul edilir. Bu çizgi filenin altından iki yan çizgi arasında uzanır.

    1.3.4 Hücum çizgisi


    Her oyun alanında, arka kenarı, orta çizginin tam ortasından 3 m geride çizilmiş bir hücum çizgisi, ön bölgeyi belirler.
    FIVB Dünya ve Resmi Müsabakalarında, hücum çizgisi, yan çizgilerden itibaren, 15cm boyunda ve 5cm genişliğindeki beş kısa çizginin 20cm aralıklarla çizilmesiyle her bir taraftan toplam 1,75 m kesik çizgiyle uzatılır. Koç sınır çizgisi (hücum çizgisinin uzantısından başlayarak, yan çizgiye 1,75 m mesafede ve ona paralel olarak, oyun alanı dip çizgisine kadar kesik çizgi şeklinde uzanır) 15 cm boyundaki kısa çizgilerin 20 cm aralıklarla çizilmesiyle oluşturulmuş olup, bu çizgi koçun çalışma sahasını belirler.

    1.4 BÖLGELER VE SAHALAR

    1.4.1 Ön bölge


    Her oyun alanında ön bölge orta çizginin tam ortası ve hücum çizgisinin arka kenarıyla sınırlıdır.

    Ön bölgenin yan çizgiler dışında serbest bölgenin sonuna kadar uzandığı varsayılır.

    1.4.2 Servis bölgesi

    Servis bölgesi, her dip çizginin gerisinde 9 m genişliğindeki sahadır.

    Bu bölgenin yan sınırları, dip çizgilerden 20 cm geriye, yan çizgilerin uzantısı olarak çizilen 15 cm uzunluğunda iki kısa çizgiyle belirlenir. Her iki kısa çizgi de servis bölgesinin genişliğine dahildir.

    Servis bölgesinin derinliği serbest bölgenin sonuna kadar devam eder.

    1.4.3 Oyuncu değiştirme bölgesi

    Oyuncu değiştirme bölgesi, her iki hücum çizgisinin yazı hakemi masasına kadar olan uzantısı ile sınırlıdır.

    1.4.4 Libero Değişim Bölgesi

    Libero değişim bölgesi, serbest bölgenin, takım sıraları tarafındaki bir bölümü olup, hücum çizgisi uzantısından dip çizgiye kadar olan alanla sınırlandırılmıştır.

    1.4.5 Isınma sahası

    FIVB Dünya ve Resmi Müsabakalarında ısınma sahaları yaklaşık 3x3m boyutlarında, serbest bölgenin dışında ve oturma sıralarının bulunduğu taraftaki köşelerde yer alır.

    1.4.6 Ceza sahası

    Yaklaşık 1x1 m boyutlarında olan ve 2 sandalye bulundurulan bir ceza sahası, her bir dip çizgi uzantısının dışında olacak şekilde, kontrol sahası içinde yer alır. Bu sahalar 5 cm genişliğinde kırmızı bir çizgiyle sınırlandırılabilirler.

    1.5 ISI

    En düşük ısı 10° C nin (50° F) altında olmamalıdır.

    FIVB Dünya ve Resmi Müsabakalarında maksimum ısı 25° C den (77° F) daha yüksek ve minimum ısı 16° C den (61° F) daha düşük olmamalıdır.

    1.6 AYDINLATMA

    FIVB Dünya ve Resmi Müsabakalarında aydınlatma, oyun sahası yüzeyinden 1 m yükseklikte ölçülmek şartıyla, 1000 ile 1500 lux arasında olmalıdır.


    [COLOR="red"]2. FİLE VE DİREKLER[/COLOR]

    2.1 FİLENİN YÜKSEKLİĞİ

    2.1.1 File, düşey olarak orta çizginin üstünde yer alır ve erkekler için 2.43 m, bayanlar için 2.24 m yüksekliğindedir.

    2.1.2 Filenin yüksekliği oyun alanının ortasından ölçülür. Filenin iki kenar yüksekliği de tam olarak aynı olmalı ve buradaki yükseklik, kuralda belirtilen yüksekliği 2 cm den fazla geçmemelidir.

    2.2 FİLENİN YAPISI

    File, 1 m genişliğinde, 9.50 ila 10 m uzunluğundadır (yan bantların her bir yanındaki 25 ila 50 cm dahil) ve 10 cm lik karelerden oluşan siyah iplerden yapılmıştır.

    Filenin üst kısmında 7 cm genişliğinde, iki kat beyaz çadır bezinden yapılmış yatay bir bant file boyunca dikilmiştir. Bandın her iki ucunda onu direklere bağlayan ve gergin durmasını sağlayan bir ipin geçtiği bir delik bulunur.

    Bandın içinden geçen elastiki kablo fileyi direklere bağlar ve üst kısmının gergin durmasını sağlar.

    Filenin alt kısmında üst banta benzer, 5 cm genişliğinde, içinden ip geçirilmiş başka bir yatay bant vardır. Bu ip fileyi direklere bağlar ve alt kısmının gergin durmasını sağlar.

    2.3 YAN BANTLAR

    İki adet beyaz bant, her iki yan çizginin üzerinde yer alacak şekilde fileye düşey olarak bağlanır.

    Yan bantlar 5 cm genişliğinde ve 1 m uzunluğunda olup filenin bir parçası olarak kabul edilirler.

    2.4 ANTENLER

    Anten, 1.80 m uzunluğunda ve 10 mm çapında, fiberglas veya benzeri bir maddeden yapılmış esnek bir çubuktur.

    Her yan bandın dış tarafına bir anten bağlanır. Antenler karşılıklı olarak filenin ters yönlerine yerleştirilirler.

    Antenlerin her birinin 80 cm lik üst kısımları filenin üzerinde devam eder ve bu kısımlar zıt renklerle, tercihen kırmızı ve beyaz renkte 10 cm lik şeritler halinde işaretlenir.

    Antenler filenin bir parçası sayılır ve geçiş boşluğunun yan sınırlarını belirler.


    2.5 DİREKLER

    2.5.1 Filenin bağlandığı direkler, yan çizgilerden dışarıya doğru 0.50 m ile 1.00 m uzaklığa yerleştirilirler. Direkler 2.55 m yüksekliğinde ve tercihen ayarlanabilir olmalıdır.

    Tüm FIVB Dünya ve Resmi Müsabakalarında fileyi taşıyan direkler, yan çizgilerden dışarıya doğru 1 m. uzaklığa yerleştirilirler.

    2.5.2 Direkler düzgün ve yuvarlak olup, zemine tel kullanılmadan tutturulurlar. Tehlikeli ve engelleyici unsurlar taşımamalıdırlar.


    2.6 İLAVE MALZEMELER

    Bütün ilave malzemeler FIVB yönetmelikleriyle belirlenir.

    [COLOR="red"]3. TOPLAR[/COLOR]

    3.1 STANDARTLAR

    Top, içinde lastik veya benzeri bir maddeden bir kesenin bulunduğu esnek deri ya da sentetik deriden yapılmış ve küresel olmalıdır.

    Tek bir açık renk ya da renk kombinasyonu kullanılabilir.

    Uluslararası Resmi müsabakalarda kullanılan topların sentetik deri maddesi ve renk kombinasyonları FIVB standartlarına uymalıdır.

    Çevresi 65-67 cm ve ağırlığı 260-280 gr dır.

    İç basıncı 0.30 - 0.325 kg/cm² dir (4.26 ila 4.61 psi) (294.3 ila 318.82 mbar veya hPa).


    3.2 TOPLARIN BENZERLİĞİ

    Bir müsabakada kullanılan tüm toplar çevre uzunluğu, ağırlık, basınç, cins ve renk olarak aynı özellikte olmalıdır.

    FIVB Dünya ve Resmi Müsabakalarının yanında Ulusal ya da Lig Şampiyonalarının da, FIVB tarafından aksi kabul edilmedikçe, FIVB onaylı toplarla oynanması gerekir.


    3.3 ÜÇ TOP SİSTEMİ

    FIVB Dünya ve Resmi Müsabakalarında üç top kullanılmalıdır. Bu durumda birer tane serbest bölgenin her bir köşesinde, birer tane de baş ve yardımcı hakemlerin arkasında olmak üzere altı top toplayıcı bulunur.



    [COLOR="red"]BÖLÜM İKİ[/COLOR]

    [COLOR="red"]KATILANLAR[/COLOR]

    [COLOR="red"]4. TAKIMLAR[/COLOR]

    4.1 TAKIMIN OLUŞUMU

    4.1.1 Bir takım en fazla 12 oyuncu, bir koç, bir yardımcı koç, bir masör ve bir tıp doktorundan oluşur.

    FIVB Dünya ve Resmi Müsabakalarında tıp doktoruna FIVB tarafından önceden yetki verilmiş olmalıdır.

    FIVB ve Dünya Büyükler Müsabakalarında bir takım en fazla ondört (14) oyuncudan (en çok oniki (12) daimi oyuncudan) oluşur.

    4.1.2 Libero dışındaki oyunculardan biri müsabaka cetvelinde takım kaptanı olarak belirtilmelidir.

    4.1.3 Sadece müsabaka cetveline kayıtlı oyuncular oyun alanına girebilirler ve müsabakaya katılabilirler. Koç ve takım kaptanı müsabaka cetvelini imzaladıktan sonra kayıtlı oyuncular değiştirilemezler.


    4.2 TAKIMIN YERLEŞİMİ

    4.2.1 Oyunda olmayan oyuncular takımın oturma sıralarında oturmalı veya kendi ısınma sahalarında bulunmalıdırlar. Koç ve takımın diğer mensupları da takımın oturma sıralarında oturmakla birlikte buradan geçici olarak ayrılabilirler.

    Takımların oturma sıraları yazı hakemi masasının yan taraflarına, serbest bölgenin dışına yerleştirilir.

    4.2.2 Müsabaka esnasında sadece takım mensuplarının takımlarının sırasında oturmalarına ve ısınma devresine katılmalarına müsaade edilir.

    4.2.3 Oyunda olmayan oyuncular topsuz olarak aşağıdaki gibi ısınabilirler:

    4.2.3.1 Oyun esnasında : ısınma sahasında,


    4.2.3.2 Molalarda ve teknik molalarda : kendi oyun alanlarının arkasındaki serbest bölgede.

    4.2.4 Oyuncular set aralarında serbest bölge içinde top kullanarak ısınabilirler.

    4.3 MALZEMELER

    Bir oyuncunun malzemeleri forma, şort, çorap (kıyafet) ve spor ayakkabısından oluşur.

    4.3.1 Bütün bir takımın forma, şort ve çoraplarının rengi ve tasarımı tektip olması gerekir (Libero hariç). Kıyafetler temiz olmalıdır.

    4.3.2 Ayakkabılar, hafif ve esnek, tabanları ise lastik ya da karışımlı malzemeden ve topuksuz olmalıdır.

    FIVB, Dünya ve Resmi müsabakalarında tabanları, ağırlıklı olarak siyah renkte olan ve iz bırakan ayakkabıların giyilmesi yasaklanmıştır.


    4.3.3 Oyuncuların formaları 1’den 18’e kadar numaralandırılmış olmalıdır.
    FIVB, Dünya ve Resmi Müsabakalarında oyuncuların formaları 1’den 20’ye kadar numaralandırılmış olmalıdır.

    4.3.3.1 Numaralar formanın ön ve arkasında ortada bulunmalıdır. Numaraların renk ve parlaklığı formaların renk ve parlaklığına zıt olmalıdır.

    4.3.3.2 Numaraların yüksekliği göğüste en az 15 cm, sırtta en az 20 cm olmalıdır. Numara bandının genişliği ise en az 2 cm olmalıdır.

    FIVB Dünya ve Resmi Müsabakalarında oyuncu numaraları şortun sağ paçasında tekrarlanmalıdır. Numara yüksekliğinin 4 ile 6 cm arasında olması ve numara bandının da en az 1 cm genişliğinde olması gerekir. Forma ve şortlar FIVB Standartlarına uymalıdır.

    4.3.4 Takım kaptanının formasında, göğüs numarasının altında 8*2 cm lik bir şerit olmalıdır.

    4.3.5 Diğer oyunculardan farklı renkte olan (libero oyuncuları haricinde) ve/veya kurallara uygun numarası bulunmayan formaların giyilmesi yasaktır.

    4.4 MALZEME DEĞİŞİKLİKLERİ

    Baş hakem bir veya daha fazla oyuncuya şu konularda izin verebilir :

    4.4.1 Çıplak ayakla oynamak,

    FIVB Dünya ve Resmi Müsabakalarında çıplak ayakla oynamak yasaktır.

    4.4.2 Set aralarında veya oyuncu değişikliğinden sonra ıslak veya hasarlı kıyafetleri, renk, dizayn ve numarası aynı olmak şartıyla yenileriyle değiştirmek,

    4.4.3 Soğuk havalarda bütün takım için (Liberolar hariç) aynı renk ve dizayna sahip ve Kural 4.3.3’e uygun numaralanmış olması şartıyla eşofmanla oynamak.

    4.5 YASAKLANMIŞ EŞYALAR

    4.5.1 Oyuncuların sakatlanmasına sebep olabilecek veya onlara suni bir avantaj sağlayacak şeylerin kullanılması yasaklanmıştır.

    4.5.2 Oyuncular riski kendisine ait olmak kaydıyla gözlük ve lens takabilirler.


    5. TAKIM LİDERLERİ

    Her iki takım kaptanı ve koç kendi takım mensuplarının davranış ve disiplininden sorumludur.

    Liberolar takım kaptanı olamaz.

    5.1 KAPTAN

    5.1.1 MAÇ ÖNCESİ takım kaptanı müsabaka cetvelini imzalar ve kurada takımını temsil eder.

    5.1.2 MAÇ ESNASINDA ve oyun alanında olduğu sürece, takım kaptanı oyundaki kaptandır. Takım kaptanı oyunda olmadığı zaman koç veya takım kaptanı oyun alanındaki oyunculardan libero dışında birini oyundaki kaptan rolünü üstlenmek üzere tayin eder. Bu oyundaki kaptan, değiştirilene, takım kaptanı oyuna dönene veya set bitene kadar takım kaptanının sorumluluklarını üstlenir.

    Topun oyun dışı olduğu zamanlarda sadece oyundaki kaptan hakemlerle konuşma hakkına sahiptir.

    5.1.2.1 Kuralların uygulanması ve yorumu hakkında açıklama ister ve aynı zamanda takım arkadaşlarının istek veya sorularını da iletir. Eğer oyundaki kaptan baş hakemin açıklamalarını kabullenmezse, bu karara itiraz edebilir ve derhal baş hakeme maçın sonunda müsabaka cetveline resmi bir itiraz kaydettirme hakkını saklı tuttuğunu belirtir.

    5.1.2.2 Aşağıdaki konularda istekte bulunmaya yetkilidir :

    a) Malzemenin bir kısmının veya tamamının değiştirilmesi,

    b) Takımların pozisyonlarının tetkiki

    c) Zemin, file ve top, vs. kontrolü,

    5.1.2.3 Koç takımın başında olmadığı zaman, mola ve oyuncu değişikliği talebinde bulunur.

    5.1.3 MAÇ SONUNDA takım kaptanı :

    5.1.3.1 Hakemlere teşekkür eder ve sonucu tasdik etmek için müsabaka cetvelini imzalar,

    5.1.3.2 Baş hakeme zamanında bildirilmiş olması halinde, hakemin Kuralları uygulaması veya yorumlaması ile ilgili resmi bir itirazı teyit edip müsabaka cetveline kaydedebilir.

    5.2 KOÇ

    5.2.1 Koç, maç süresince takımının oyuncularını oyun alanının dışından yönlendirir. Başlangıç pozisyonlarını, oyuncu değişikliklerini belirler ve molaları alır. Bu görevlerde temas kuracağı yetkili yardımcı hakemdir.

    5.2.2 MAÇTAN ÖNCE koç kendi oyuncularının isim ve numaralarını müsabaka cetveline kaydettirir veya bunları kontrol eder ve daha sonra müsabaka cetvelini imzalar.

    5.2.3 MAÇ ESNASINDA koç:

    5.2.3.1 Her setten önce pozisyon kağıdını düzgün bir şekilde doldurarak imzalar ve yardımcı hakeme veya yazı hakemine verir,

    5.2.3.2 Takımının sırasında, yazı hakemine en yakın yerde oturur; ancak yerini terk edebilir,

    5.2.3.3 Mola ve oyuncu değişikliği taleplerinde bulunur,
    5.2.3.4 Diğer takım mensupları gibi oyun alanındaki oyunculara direktif verebilir. Koç bu direktifleri maçı engellemeden ya da geciktirmeden, takımının oturma sıralarının önünde, hücum çizgisinin uzantısından ısınma sahasına kadar olan serbest bölgede ayakta durarak veya yürüyerek verebilir.

    FIVB, Dünya ve Resmi Müsabakalarında koç, görev ve sorumluluklarını koç sınır çizgisinin gerisinden yerine getirmelidir.


    5.3 YARDIMCI KOÇ

    5.3.1 Yardımcı koç, takımın oturma sırasında oturur, ancak maça müdahale etme hakkı yoktur.

    5.3.2 Koç, yaptırım da dahil olmak üzere herhangi bir nedenle takımın başından ayrılmak zorunda kalırsa, yardımcı koç, koçun olmadığı süreçte oyundaki kaptanın isteği ve baş hakemin izniyle koçun görevlerini üstlenir.
    IcE`MoUsE


  8. #8
    Platin IcE`MoUsE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30.01.2007
    Yaş
    29
    Mesajlar
    28,551

    Cevap: Voleybolun Tarihçesi

    [SIZE="2"][COLOR="Red"]BÖLÜM ÜÇ
    OYUN DÜZENİ[/COLOR][/SIZE]


    [COLOR="red"]6. SAYI ALMAK, SET VE MAÇ KAZANMAK[/COLOR]

    6.1 BİR SAYI ALMAK

    6.1.1 Sayı
    Bir takım aşağıdaki durumlarda sayı alır :
    6.1.1.1 Top rakibin oyun alanında zemine temas ettiğinde,
    6.1.1.2 Rakip takım bir hata yaptığında,
    6.1.1.3 Rakip takım bir İhtar aldığında,

    6.1.2 Hata
    Bir takım, kurallara aykırı bir oyun hareketi yaparak (veya bu kuralları başka bir şekilde ihlal ederek) hata yapar. Hakemler hataları değerlendirir ve kurallara uygun olarak sonuçlarını belirlerler.

    6.1.2.1 Eğer art arda iki veya daha fazla hata yapılırsa, sadece ilk yapılan hata dikkate alınır,

    6.1.2.2 Eğer iki ya da daha fazla hata rakipler tarafından aynı anda yapılırsa, bu bir
    ÇİFT HATA’dır ve rally tekrarlattırılır.

    6.1.3 Rally ve tamamlanmış rally
    Servis atan oyuncunun servis vuruşundan başlayarak, topun oyun dışı olduğu ana kadar oluşan oyun hareketleri dizisi, bir rally dir. Tamamlanmış rally, bir sayı kazanılmasıyla sonuçlanan oyun hareketleri dizisidir.

    6.1.3.1 Eğer servis atan takım bir rallyi kazanırsa, bir sayı alır ve servis atmaya devam eder,

    6.1.3.2 Eğer servis karşılayan takım bir rallyi kazanırsa, bir sayı alır ve servis atma hakkını da kazanır.

    [COLOR="red"]6.2 SET KAZANMAK[/COLOR]

    Bir set (netice, 5’inci set hariç) en az 2 sayı farkla 25 sayıya ulaşan takım tarafından kazanılır. Sayılarda 24-24’lük eşitlik olması halinde oyun iki sayılık farka ulaşılana kadar (26-24, 27-25, .....) devam eder.

    [COLOR="red"]6.3 MAÇ KAZANMAK[/COLOR]

    6.3.1 Maç, üç seti alan takım tarafından kazanılır.

    6.3.2 Setlerde 2-2’lik eşitlik olması halinde, netice seti (5’inci) en az 2 sayı fark şartıyla 15 sayı üzerinden oynanır.

    [COLOR="red"]6.4 MAÇTA HAZIR BULUNMAMA VE EKSİK TAKIM[/COLOR]

    6.4.1 Eğer bir takım sahaya davet edildikten sonra oynamayı reddederse, maçta hazır bulunmadığı ilan edilir ve setleri 25-0, maçı da 3-0’lık sonuçla kaybeder.

    6.4.2 Geçerli bir sebep göstermeksizin zamanında oyun alanında bulunmayan bir takımın da maçta hazır bulunmadığı ilan edilir ve Kural 6.4.1’deki gibi işlem görür.

    6.4.3 Bir takım set veya maç için EKSİK ilan edilirse, seti veya maçı kaybeder. Rakip takıma seti veya maçı kazanması için gerekli sayılar veya sayı ve setler verilir. Eksik ilan edilen takımın o ana kadar kazandığı sayılar ve setler ise aynen kalır.


    [COLOR="red"]7. OYUNUN YAPISI[/COLOR]

    7.1 KURA

    Müsabakadan önce baş hakem birinci sette takımların sahalarını ve ilk servisi atacak takımı belirlemek için kura atışı yapar.

    Eğer netice seti oynanacaksa, yeniden kura atışı yapılır.

    7.1.1 Kura, iki takım kaptanının huzurunda atılır.

    7.1.2 Kurayı kazananın seçenekleri:

    YA
    7.1.2.1 Servis atma veya karşılama hakkı

    VEYA
    7.1.2.2 Oyun alanının seçimi.

    Kurayı kaybeden kalan seçenekleri alır.

    7.1.3 Ayrı ayrı ısınma halinde ilk servisi atacak takım, filede ilk ısınacak takımdır.

    7.2 ISINMA DEVRESİ

    7.2.1 Maç öncesinde takımlar başka bir sahada ısınma olanağı bulmuşlarsa her iki takım birlikte 6 dakika, bulamamışlarsa 10 dakika filede ısınabilirler.

    7.2.2 Eğer takım kaptanları filede ayrı ayrı ısınmayı talep ederse, Kural 7.2.1’e göre her takım filede 3’er dakika veya 5’er dakika ısınabilir.

    7.3 TAKIMIN BAŞLANGIÇ DİZİLİŞİ

    7.3.1 Her takımın oyunda daima altı oyuncusu olmalıdır.

    Oyun alanındaki oyuncuların dönme sırası, takımların başlangıç dizilişiyle belirlenir. Bu sıra set boyunca korunmalıdır.


    7.3.2 Her setin başlamasından önce koç kendi takımının başlangıç dizilişini pozisyon kağıdında göstermelidir. Bu kağıt düzgün bir şekilde doldurulup imzalanarak yardımcı hakeme veya yazı hakemine verilir.

    7.3.3 Bir setin başlangıç dizilişinde yer almayan oyuncular, o set için yedek oyunculardır (Libero hariç).

    7.3.4 Pozisyon kâğıdının yardımcı hakem veya yazı hakemine teslim edilmesinden sonra dizilişte, kurallara uygun oyuncu değişikliğinin dışında hiçbir değişiklik yapılmasına izin verilmez.

    7.3.5 Oyuncuların oyun alanındaki yerleri ile pozisyon kağıdı arasında çelişki varsa aşağıdaki işlemler yapılır;

    7.3.5.2 Set başlamadan önce, oyun alanında pozisyon kağıdına yazılmamış bir oyuncu varsa, bu oyuncu pozisyon kağıdına göre değiştirilmelidir. Bu durumda ceza verilmez.

    7.3.5.3 Bununla beraber eğer koç pozisyon kağıdına yazılmamış oyuncuyu(ları) oyun alanında tutmak isterse, müsabaka cetveline kayıt edilecek olan kurallara uygun oyuncu değişikliği talep etmelidir.
    Eğer oyun alanındaki oyuncuların pozisyonları ile pozisyon kağıdı arasındaki çelişki oyun (set) başladıktan sonra tesbit edilirse, hata yapan takımın dizilişi doğru pozisyona getirilir. Hatanın, başlangıcından belirlendiği ana kadar takımın kazandığı tüm sayılar iptal edilir. Rakip takımın sayıları ise aynen geçerli kalır ve ilaveten, rakip bir sayı alır ve servis atma hakkını elde eder.

    [COLOR="red"]7.4 POZİSYONLAR [/COLOR]

    Servis atan oyuncunun topa vurduğu anda her takım kendi oyun alanında dönüş sırasına göre pozisyon almalıdır (servis atan oyuncu hariç).

    7.4.1 Oyuncuların pozisyonları aşağıdaki gibi numaralandırılmıştır:

    7.4.1.1 Filenin önünde bulunan üç oyuncu ön hat oyuncusudur ve 4 (ön-sol), 3 (ön-orta), 2 (ön-sağ) numaralı pozisyonlarda dururlar.

    7.4.1.2 Diğer üç oyuncu geri hat oyuncusudur ve 5 (geri-sol), 6 (geri -orta), 1 (geri-sağ) numaralı pozisyonlarda dururlar.

    7.4.2 Oyuncular arasındaki pozisyon bağlantıları;

    7.4.2.1 Her geri hat oyuncusu, kendisiyle ilgili ön hat oyuncusuna göre orta çizginin daha gerisinde yer almalıdır.

    7.4.2.2 Ön hat ve geri hat oyuncuları, Kural 7.4.1’de belirtilen sıraya göre birbirlerinin yanında durmalıdırlar.

    7.4.3 Oyuncuların pozisyonları, yere temas eden ayaklarının pozisyonlarına göre ve aşağıda belirtilen şekilde tespit ve kontrol edilir.

    7.4.3.1 Her ön hat oyuncusunun ayağının en azından bir kısmı, orta çizgiye kendisiyle ilgili geri hat oyuncusunun ayaklarından daha yakın olmalıdır.

    7.4.3.2 Sağ (sol) tarafta bulunan her oyuncunun ayağının en azından bir kısmı sağ (sol) taraftaki yan çizgiye kendi sırasında ortada bulunan oyuncunun ayaklarından daha yakın olmalıdır.

    7.4.4 Servis vuruşundan sonra, oyuncular her tarafa hareket edebilir ve kendi oyun alanlarında veya serbest bölgede herhangi bir pozisyon alabilirler.

    [COLOR="red"]7.5 POZİSYON HATASI [/COLOR]

    7.5.1 Eğer servis atan oyuncunun topa vurduğu anda herhangi bir oyuncu doğru pozisyonda değilse, takımı pozisyon hatası yapar.

    7.5.2 Servis atan oyuncu topa vurduğu anda servis hatası yaparsa, bu hata pozisyon hatasından önce gelir.

    7.5.3 Eğer topa vurulduktan sonra bir servis hatası olursa, cezalandırılacak olan pozisyon hatasıdır.

    7.5.4 Bir pozisyon hatası aşağıdaki sonuçları doğurur:

    7.5.4.1 Takım bir sayı kaybı ile cezalandırılır ve servis rakip takıma geçer,

    7.5.4.2 Oyuncuların pozisyonları düzeltilir.

    [COLOR="red"]7.6 DÖNÜŞ[/COLOR]

    7.6.1 Dönüş sırası başlangıç dizilişiyle belirlenir ve set boyunca servis sırası ve oyuncuların pozisyonları ile kontrol edilir.

    7.6.2 Servisi karşılayan takım servis atma hakkını kazandığı zaman bu takımın oyuncuları saat yönünde bir pozisyon dönerler : 2 no lu pozisyondaki oyuncu servis atmak için 1 no ya gider, 1 no lu pozisyondaki oyuncu 6 no ya geçer, vs…

    [COLOR="red"]7.7 DÖNÜŞ HATALARI[/COLOR]

    7.7.1 Dönüş hatası, SERVİS dönüş sırasına göre atılmadığı zaman yapılır. Bu durum aşağıdaki sonuçları doğurur:

    7.7.1.1 Takım bir sayı ile cezalandırılır ve servis rakip takıma geçer,

    7.7.1.2 Oyuncuların dönüş sırası düzeltilir.

    7.7.2 Buna ilave olarak yazı hakemi hatanın başlangıç anını tam olarak belirlemeli ve sonrasında takımın hatalı durumda kazandığı sayılar iptal edilmelidir. Rakip takımın sayıları aynen geçerli kalır.

    Eğer hatanın yapıldığı an tespit edilemiyorsa, kazanılmış sayılar iptal edilmez ve takım sadece bir sayı kaybı ile cezalandırılır ve servis rakip takıma geçer.

    [COLOR="red"][SIZE="2"]BÖLÜM DÖRT
    OYUN HAREKETLERİ[/SIZE][/COLOR]


    [COLOR="red"]8. OYUNUN SEYRİ[/COLOR]

    8.1 OYUNDAKİ TOP

    Baş hakemin izniyle, servis için topa vurulduğu andan itibaren top oyundadır.

    8.2 OYUN DIŞI TOP

    Top, hakemlerden biri tarafından belirlenen bir hata için düdük çalındığı anda ; hata olmadığı zaman ise, düdük çalındığı anda oyun dışıdır.

    8.3 DAHİL TOP

    Top, sınır çizgileri de dahil olmak üzere, oyun alanı içinde yere değdiği zaman dahildir.

    8.4 HARİÇ TOP

    Top şu koşullarda “hariçtir” :

    8.4.1 Zemine temas eden kısmı sınır çizgisinin tamamen dışındaysa,

    8.4.2 Oyun alanı dışında bir cisme, tavana veya oyun dışındaki bir kişiye değerse,


    8.4.3 Antenlere, kablolara ve direklere veya filenin yan bantlar dışındaki kısmına değerse,

    8.4.4 Kural 10.1.2’ de belirtilen durum hariç, file dikey düzlemini geçiş boşluğunun kısmen veya tamamen dışından geçerse,

    [COLOR="red"]9. TOPLA OYNAMA[/COLOR]

    Her takım kendi oyun sahası ve oyun boşluğunda oynamalıdır (Kural 10.1.2 hariç). Bununla beraber top serbest bölgenin dışından da geri çevrilebilir.

    9.1 TAKIM VURUŞLARI

    Oyundaki bir oyuncunun top ile yaptığı her temas, bir vuruştur.

    Bir takım topu filenin üzerinden geri göndermek için üç vuruş (blok temasına ilaveten, Kural 14.4.1) yapma hakkına sahiptir. Eğer daha fazla vuruş yapılırsa, takım DÖRT VURUŞ hatası yapmış olur.

    9.1.1 BİRBİRİNİ TAKİP EDEN TEMASLAR

    Bir oyuncu art arda iki defa topa vuramaz (Kural 9.2.3, 14.2 ve 14.4.2 hariç).


    9.1.2 AYNI ANDA YAPILAN TEMASLAR

    İki veya üç oyuncu topa aynı anda dokunabilir.

    9.1.2.1 İki (üç) takım arkadaşı topa aynı anda dokunduğu zaman, bu iki (üç) vuruş olarak değerlendirilir (blok hariç). İki (üç) takım arkadaşı topa uzanır, fakat sadece içlerinden biri topa temas ederse, bu bir vuruş olarak sayılır. Oyuncuların çarpışması, bir hata teşkil etmez.
    9.1.2.2 İki rakip oyuncu, file üzerindeki topa aynı anda temas etmişler ve top oyunda kalmışsa, topun sahasında kaldığı takımın tekrar üç vuruş yapma hakkı vardır. Böyle bir top dışarı giderse, bu karşı taraftaki takım için bir hatadır.

    9.1.2.3 Rakip oyuncuların, file üzerindeki bir topa, aynı anda yaptıkları vuruşlarda, oyuncuların top ile temas sürecinin uzaması durumunda oyun devam eder.

    9.1.3 YARDIMLI VURUŞLAR

    Oyun sahası içinde bir oyuncunun topa vurmak için takım arkadaşından, herhangi bir yapıdan veya cisimden destek almasına izin verilmez.

    Bununla beraber hata yapmak üzere olan bir oyuncu (fileye dokunmak veya orta çizgiyi geçmek, vs. gibi) takım arkadaşları tarafından durdurulabilir veya geri çekilebilir.

    9.2 VURUŞUN ÖZELLİKLERİ

    9.2.1 Top vücudun herhangi bir kısmına temas edebilir.

    9.2.2 Top tutulmamalı ve/veya fırlatılmamalıdır. Top herhangi bir doğrultuda gidebilir.

    9.2.3 Temasların aynı anda olması şartıyla, top vücudun çeşitli yerlerine dokunabilir.

    İstisnalar:

    9.2.3.1 Tek bir hareket esnasında olması kaydıyla, bir veya daha fazla blok oyuncusu blokta topa art arda dokunabilir.
    9.2.3.2 Takımın birinci vuruşunda, temasların tek bir hareket esnasında olması kaydıyla, top vücudun çeşitli yerlerine art arda dokunabilir.



    9.3 TOPLA OYNANIRKEN YAPILAN HATALAR

    9.3.1 DÖRT VURUŞ: Bir takımın geri göndermeden önce topa dört defa vurmasıdır.

    9.3.2 YARDIMLI VURUŞ: Bir oyuncunun oyun sahası içinde topa vurmak için takım arkadaşlarından, herhangi bir yapıdan veya cisimden destek almasıdır.

    9.3.3 TUTULMUŞ TOP: Top, vuruştan sonra sekmezse, tutulmuş ve/veya fırlatılmıştır.

    9.3.4 ÇİFT VURUŞ: Bir oyuncunun topa art arda iki defa vurması veya topun vücudunun çeşitli yerlerine art arda temas etmesidir.


    [COLOR="red"]10. FİLEDEKİ TOP[/COLOR]

    10.1 FİLEYİ GEÇEN TOP

    10.1.1 Rakip sahaya gönderilen top filenin üzerinden, geçiş boşluğu içinden gitmelidir. Geçiş boşluğu file dikey düzleminin bir parçasıdır ve aşağıdakilerle sınırlıdır :

    10.1.1.1 Aşağıda filenin üst kısmıyla,

    10.1.1.2 Kenarlarda antenler ve antenlerin varsayılan uzantılarıyla,

    10.1.1.3 Yukarıda tavanla

    10.1.2 Top, file dikey düzlemini, tamamen ya da kısmen geçiş boşluğu dışından geçerek rakibin serbest bölgesine girdiğinde, takımın vuruş limiti dahilinde kalmak koşuluyla, geri oynanabilir. Ancak bu esnada topu geri çeviren oyuncu :

    10.1.2.1 Rakibin oyun alanına temas etmemelidir,

    10.1.2.2 Topu file dikey düzleminin aynı tarafından ve yine tamamen ya da kısmen geçiş boşluğu dışından geçirerek geriye çevirmelidir.

    Rakip takım böyle bir hareketi engelleyemez.

    10.1.3 File alt boşluğundan geçecek şekilde, rakip oyun alanına doğru yönlenen bir top, file düzlemini bütünüyle geçinceye kadar oyundadır.

    10.2 FİLEYE DEĞEN TOP

    Top fileyi geçerken ona değebilir.

    10.3 FİLENİN İÇİNDEKİ TOP

    10.3.1 Filenin içine takılan top, takımın üç vuruş limiti içinde geri alınabilir.

    10.3.2 Top filenin iplerini yırtar veya filenin kopmasına neden olursa, rally iptal edilir ve tekrarlattırılır.
    IcE`MoUsE


  9. #9
    Platin IcE`MoUsE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30.01.2007
    Yaş
    29
    Mesajlar
    28,551

    Cevap: Voleybolun Tarihçesi

    [COLOR="Red"]11. FİLEDEKİ OYUNCU[/COLOR]

    11.1 FİLENİN DİĞER TARAFINA UZANMA

    11.1.1 Blok esnasında bir blokçu, rakibinin hücum vuruşu öncesi veya anındaki oyununu engellememek koşuluyla, hücum vuruşunu takiben filenin diğer tarafındaki topa dokunabilir.

    11.1.2 Hücum vuruşunun kendi oyun boşluğunda yapılmış olması şartıyla, bir oyuncunun, hücum vuruşunu yaptıktan sonra elinin, filenin diğer tarafına geçmesine izin verilir.


    11.2 FİLENİN ALTINDAN GEÇME

    11.2.1 Rakibin oyununa müdahale etmemek şartıyla, filenin altından rakibin oyun boşluğuna girilmesine izin verilir.

    11.2.2 Orta çizginin üzerinden rakibin oyun alanına girme :


    11.2.2.1 Ayağın (ayakların) orta çizginin ötesinde rakibin oyun alanına temas etmesine, karşıya geçen ayağın (ayakların) bir kısmının orta çizgiye temas etmesi veya doğrudan orta çizginin üzerinde olması şartıyla izin verilir.

    11.2.2.2 Rakibin oyununu etkilememek şartıyla, vücudun, ayakların üst kısmında kalan herhangi bir yerinin rakip oyun alanına temas etmesine izin verilir.

    11.2.3 Bir oyuncu, top oyun dışı olduktan sonra, rakibinin oyun alanına girebilir.

    11.2.4 Rakiplerin oyununa müdahale etmemek şartıyla, oyuncular rakiplerinin serbest bölgesine girebilirler.

    11.3 FİLE İLE TEMAS

    11.3.1 Bir oyuncunun fileye teması, eğer oyunu etkilemediyse hata değildir.

    11.3.2 Oyuncular, oyunu etkilememek şartıyla direklere, iplere veya antenlerin dışında kalan, filenin uzantısı da dahil olmak üzere herhangi bir cisme temas edebilirler.

    11.3.3 Top, filenin içine takılır ve bu nedenle file rakibe temas ederse, bu hata olarak kabul edilmez.

    11.4 OYUNCULARIN FİLEDEKİ HATALARI

    11.4.1 Bir oyuncu rakibinin hücum vuruşunun öncesinde veya esnasında rakibinin oyun boşluğunda topa veya rakibine dokunursa,

    11.4.2 Bir oyuncu, filenin altından rakibin oyun boşluğuna girerken, rakibin oyununu etkilerse,

    11.4.3 Bir oyuncunun ayağı (ayakları), rakibinin oyun alanına bütünüyle girerse.

    11.4.4 Bir oyuncu aşağıdaki hareketlerden herhangi birini yaparsa, rakibin oyununu etkilemiş olur (daha birçoklarının yanında) ;
    * Topla oynama hareketi sürecinde, filenin üst bantına veya antenin file
    üstündeki 80 cm.’ lik kısmına temas ederse,
    * Topla oynama anında fileden destek alırsa,
    * Rakibe karşı, kendine bir avantaj yaratırsa,
    * Rakip oyuncunun kurallara uygun topla oynama teşebbüsünü engelleyici hareketler yaparsa,

    [COLOR="red"]12. SERVİS[/COLOR]

    Servis, topun servis bölgesinde bulunan geri hattın sağındaki oyuncu tarafından oyuna sokulması hareketidir.

    12.1 BİR SETTEKİ İLK SERVİS

    12.1.1 Birinci set ile netice setinde (5. set) ilk servis kura atışıyla belirlenen takım tarafından atılır.

    12.1.2 Diğer setler bir önceki sette ilk servisi kullanmamış olan takımın servisi ile başlatılacaktır.



    12.2 SERVİS SIRASI

    12.2.1 Oyuncular pozisyon kâğıdına kaydedilen servis sırasını takip etmek zorundadır.

    12.2.2 Bir setteki ilk servisten sonra servis kullanacak oyuncu şu şekilde belirlenir :

    12.2.2.1 Servis kullanan takım rallyi kazandığında daha önce servis kullanan oyuncu (veya yerine geçen oyuncu) tekrar servis kullanır.

    12.2.2.2 Servis karşılayan takım rallyi kazandığında servis kullanma hakkını da kazanır ve servisi kullanmadan önce bir pozisyon döner. Ön sağ pozisyondan geri sağ pozisyona gelen oyuncu servis kullanacaktır.

    12.3 SERVİS ATMA İZNİ

    Baş hakem her iki takımında oynamaya hazır olduğunu ve servis kullanacak oyuncunun topa sahip bulunduğunu kontrol ettikten sonra servisin kullanılmasına müsaade eder.

    12.4 SERVİSİN ATILMASI

    12.4.1 Topa, havaya atıldıktan ya da el (ler) den bırakıldıktan sonra tek el veya kolun herhangi bir kısmıyla vurulmalıdır.

    12.4.2 Topun sadece bir kez havaya atılmasına veya elden bırakılmasına izin verilir. Topun yerde sektirilmesine veya elde hareket ettirilmesine izin edilir.

    12.4.3 Servis kullanan oyuncu, servis vuruşu anında veya sıçrayarak kullanılan bir servis için sıçradığında, ne oyun alanına (dip çizgi dahil) ne de servis bölgesi dışındaki zemine temas etmemelidir.

    Bu oyuncu servis vuruşundan sonra servis bölgesinin dışına veya oyun alanının içine basabilir veya düşebilir.

    12.4.4 Servis kullanacak oyuncu, baş hakemin servis için çaldığı düdüğü takip eden 8 saniye içinde topa vurmalıdır.

    12.4.5 Baş hakemin düdüğünden önce kullanılan servis iptal edilir ve tekrarlattırılır.


    12.5 PERDELEME

    12.5.1 Servis kullanan takımın oyuncuları kişisel veya grup perdelemesi yaparak rakiplerinin servis atan oyuncuyu veya topun geliş yönünü görmelerini engellememelidirler.

    12.6 SERVİS ATMA ESNASINDA YAPILAN HATALAR

    12.6.1 Servis atma hataları:

    Aşağıdaki hatalar, rakip takım pozisyon hatası yapıyor olsa bile servis değişikliğine yol açar. Servis atan oyuncu:

    12.6.1.1 Servis sırasını ihlal ederse,

    12.6.1.2 Servisi kurallara uygun şekilde kullanmazsa.

    12.6.2 Servis vuruşundan sonra yapılan hatalar:

    Topa kurallara uygun şekilde vurulduktan sonra (bir oyuncunun pozisyon hatası yapmaması kaydıyla) aşağıda gösterilen hallerde servis hatalı kabul edilir. Eğer top:

    12.6.2.1 Servis kullanan takımın oyuncularından birine değer veya file dikey düzlemini tümüyle geçiş boşluğundan geçmezse,

    12.6.2.2 Oyun alanının dışına giderse,

    12.6.2.3 Bir perdelemenin üzerinden geçerse.

    12.7 SERVİS VURUŞUNDAN SONRA YAPILAN HATALAR VE POZİSYON HATALARI

    12.7.1 Eğer servis kullanan oyuncu servis vuruşu anında bir hata yaparsa (kurallara uygun olmayan servis atışı, hatalı dönüş sırası vs.) ve karşı tarafta pozisyon hatası varsa, servis hatası cezalandırılır.

    12.7.2 Buna karşılık eğer servis kurallara uygun şekilde kullanılmış, fakat serviste daha sonra bir hata meydana gelmişse (topun dışarı gitmesi ya da bir perdelemenin üstünden gitmesi, vs.), pozisyon hatası öncelik kazanır ve cezalandırılır.

    [COLOR="red"]13. HÜCUM VURUŞU[/COLOR]

    13.1 HÜCUM VURUŞUNUN ÖZELLİKLERİ

    13.1.1 Servis ve blok hariç olmak üzere, topu rakibe yönelten bütün vuruşlar hücum vuruşu olarak değerlendirilir.

    13.1.2 Hücum vuruşu esnasında topa net bir şekilde vurulur ve tutulmaz veya
    fırlatılmazsa, tip yapmaya izin verilir.

    13.1.3 Top bütünüyle file dikey düzlemini geçtiği veya bir rakip oyuncuya temas ettiği anda hücum vuruşu tamamlanmış olur.

    13.2 HÜCUM VURUŞUNDAKİ KISITLAMALAR

    13.2.1 Bir ön hat oyuncusu, topla temasın kendi oyun boşluğu dahilinde yapılması kaydıyla, herhangi bir yükseklikte hücum vuruşunu tamamlayabilir (Kural 13.2.4 hariç).

    13.2.2 Bir geri hat oyuncusu ön bölgenin gerisinden, herhangi bir yükseklikte hücum vuruşunu tamamlayabilir,

    13.2.2.1 Sıçradığı anda oyuncunun ayağı (ayakları) hücum çizgisine değmemeli veya çizgiyi geçmemelidir.

    13.2.2.2 Vuruştan sonra oyuncu ön bölgeye düşebilir.

    13.2.4 Top ön bölgede ve file üst kenar seviyesinin tamamen üzerindeyken hiçbir oyuncunun rakibin servisine hücum vuruşu tamamlamasına izin verilmez.

    13.3 HÜCUM VURUŞU HATALARI

    13.3.1 Bir oyuncu rakip takımın oyun boşluğu içinde topa vurursa,

    13.3.2 Bir oyuncu topu harice vurursa,

    13.3.3 Vuruş anında top file üst kenar seviyesinin tamamen üzerindeyken, bir geri hat oyuncusu ön bölgeden hücum vuruşunu tamamlarsa,

    13.3.4 Top ön bölgede ve file üst kenar seviyesinin tamamen üzerindeyken bir oyuncu rakibinin servisine hücum vuruşunu tamamlarsa,

    13.3.5 Vuruş anında top file üst kenar seviyesinin tamamen üzerindeyken, Libero bir hücum vuruşunu tamamlarsa,


    [COLOR="red"]14. BLOK[/COLOR]

    14.1 BLOK YAPMA

    14.1.1 Blok, fileye yakın olan oyuncuların rakipten gelen topu durdurmak için file üst kenar seviyesinden daha yükseğe uzanarak yaptıkları hareket olup, blokçunun topla temas ettiği yüksekliğin önemi yoktur. Sadece ön hat oyuncularının bloğu tamamlamasına izin verilir, ancak topla temas edildiği anda, vücudun herhangi bir kısmının file üst kenar seviyesinin üzerinde olması gerekir.

    14.1.2 Blok Teşebbüsü

    Blok teşebbüsü, topa dokunmadan yapılan blok hareketidir.

    14.1.3 Tamamlanmış Blok

    Blokçunun topa değdiği anda blok tamamlanır.

    14.1.4 Kollektif Blok

    Kollektif blok birbirine yakın iki veya üç oyuncu tarafından yapılır ve bu oyunculardan biri topa değdiğinde tamamlanır.

    14.2 BLOK TEMASI

    Top temaslarının tek bir hareket esnasında yapılmış olması kaydıyla, bir veya daha çok blokçu topa birbiri ardına (çabuk ve devamlı) temas edebilir.

    14.3 RAKİBİN OYUN BOŞLUĞUNDA BLOK YAPMA

    Blok esnasında, rakip oyuncunun oyununa müdahale etmemek kaydıyla, bir oyuncu ellerini ve kollarını filenin ötesine geçirebilir. Ancak rakip bir hücum vuruşu yapıncaya kadar filenin ötesinde topa dokunulmasına izin edilmez.

    14.4 BLOK VE TAKIM VURUŞLARI

    14.4.1 Blok teması takımın vuruş haklarından biri olarak sayılmaz. Sonuçta, blok temasından sonra bir takımın topu geri göndermek üzere üç vuruş hakkı daha vardır.

    14.4.2 Bloktan sonraki ilk vuruş, blok esnasında topa dokunan da dahil olmak üzere, herhangi bir oyuncu tarafından yapılabilir.



    14.5 SERVİSE BLOK YAPMA

    Rakibin servisine blok yapmak yasaktır.

    14.6 BLOK YAPMA HATALARI

    14.6.1 Blokçu rakibinin hücum vuruşundan önce veya aynı anda rakibin oyun boşluğundaki topa değerse,

    14.6.2 Bir geri hat oyuncusu veya Libero bir bloğu tamamlar veya tamamlanmış bir bloğa katılırsa,

    14.6.3 Rakibin servisine blok yapılırsa,

    14.6.4 Top bloktan harice gönderilirse,

    14.6.5 Anten dışından rakibin oyun boşluğundaki topa blok yapılırsa,

    14.6.6 Libero oyuncusu ferdi ya da kollektif blok teşebbüsünde bulunursa.

    [COLOR="red"][SIZE="2"]BÖLÜM BEŞ
    DURAKLAMALAR VE GECİKTİRMELER[/SIZE][/COLOR]


    [COLOR="red"]15. KURALLARA UYGUN OYUN DURAKLAMALARI[/COLOR]

    Kurallara uygun oyun duraklamaları, MOLALAR ve OYUNCU DEĞİŞİKLİKLERİ’DİR.

    Rally duraklaması, tamamlanmış bir rally ile baş hakemin bir sonraki servis düdüğü arasındaki zamandır.

    15.1 KURALLARA UYGUN DURAKLAMALARIN SAYISI

    Her takımın her sette en fazla iki mola ve altı oyuncu değişikliği hakkı vardır.

    15.2 KURALLARA UYGUN DURAKLAMA TALEPLERİ

    15.2.1 Kurallara uygun oyun duraklamaları koç tarafından veya koç takımın başında olmadığı zamanlarda oyundaki kaptan tarafından talep edilir.

    Bu talep, top oyun dışındayken ve servis düdüğünden önce ilgili el işaretini vermek suretiyle yapılır.

    FIVB Dünya ve Resmi Müsabakalarında mola talep etmek için zile basmak ve sonrasında el işareti yapmak zorunludur.

    15.2.2 Bir setin başlangıcından önce oyuncu değişikliğine izin verilir ve bu değişiklik o sete ait kurallara uygun oyuncu değişikliği olarak kaydedilmelidir.

    15.3 DURAKLAMALARIN BİRBİRİNİ TAKİP ETMESİ

    15.3.1 Takımlardan birinin talep ettiği bir veya iki mola ile bir oyuncu değişikliği oyunun tekrar başlamasına gerek olmaksızın birbirini takip edebilir.

    15.3.2 Bununla birlikte bir takımın aynı oyun duraklaması içinde birbirini takip eden oyuncu değişikliği taleplerine izin verilmez. Ancak takım talep ederse, aynı oyun duraklaması esnasında iki veya daha fazla oyuncu değiştirebilir.

    15.4 MOLALAR VE TEKNİK MOLALAR

    15.4.1 Talep edilen tüm molalar 30 saniye sürer.

    FIVB Dünya ve Resmi Müsabakalarında ilk 4 sette (1 - 4) maçı önde götüren takım 8 ve 16’ncı sayılara ulaştığında 60’ar saniyelik iki ek “Teknik Mola” otomatik olarak uygulanır.

    Netice setinde (5’inci) “Teknik Mola” yoktur, her takım sadece 30 saniye süreli iki mola talebinde bulunabilir.

    15.4.2 Tüm molalar esnasında, oyundaki oyuncular kendi oturma sıralarının yakınındaki serbest bölgeye gitmek zorundadır.

    15.5 OYUNCU DEĞİŞİKLİĞİ

    Oyuncu değişikliği, libero veya liberonun yer değiştirdiği oyuncudan başka bir oyuncunun yazı hakemi tarafından kaydedildikten sonra, o anda oyun alanını terk etmesi gereken bir başka oyuncunun pozisyonuna geçmek için oyuna girme hareketidir. Oyuncu değişikliği, hakemin müsaadesini gerektirir.


    15.6 DEĞİŞİKLİKLERİN LİMİTLERİ

    15.6.1 Her sette her takıma en fazla altı oyuncu değişikliği yapma izni verilir. Bir veya daha fazla oyuncu aynı anda değiştirilebilir.

    15.6.2 Başlangıç dizilişinde yer alan bir oyuncu, bir sette yalnız bir defa oyundan çıkabilir ve yalnız bir defa sadece diziliş pozisyonunda önceki yerine girebilir.

    15.6.3 Bir yedek oyuncu başlangıç dizilişindeki bir oyuncunun yerine bir sette bir defa girebilir ve sadece aynı başlangıç oyuncusuyla yer değiştirebilir.

    15.7 İSTİSNAİ DEĞİŞİKLİK

    Oyuna devam edemeyecek şekilde sakatlanmış veya hastalanmış bir oyuncu (Libero hariç) kurallara uygun olarak değiştirilmelidir. Bu mümkün değilse, Kural 15.6’da belirtilen sınırlamalar dışında takıma bir İSTİSNAİ değişiklik yapma hakkı tanınır.

    İstisnai değişiklik, Libero ve yer değiştirdiği oyuncu dışında, sakatlanma anında oyun alanında olmayan herhangi bir oyuncunun sakatlanan oyuncunun yerine oyuna girmesi demektir. Sakatlanarak istisnai değişiklikle değiştirilen bir oyuncunun tekrar maça girmesine izin verilmez.

    İstisnai değişiklik hiçbir koşulda kurallara uygun oyuncu değişikliği olarak değerlendirilemez.

    15.8 OYUNDAN ÇIKARMA VEYA DİSKALİFİYE NEDENİ İLE DEĞİŞİKLİK

    OYUNDAN ÇIKARILAN veya DİSKALİFİYE edilen bir oyuncu, hemen kurallara uygun oyuncu değişikliği ile değiştirilmelidir. Bu mümkün değilse, takım EKSİK ilan edilir.

    15.9 KURALLARA UYGUN OLMAYAN DEĞİŞİKLİK

    15.9.1 Oyuncu değişikliği Kural 15.6’ da belirtilen sınırları aşıyorsa, bu kurallara uygun olmayan bir değişikliktir (Kural 15.7’deki durum hariç).

    15.9.2 Bir takım kurallara uygun olmayan bir değişiklik yapmış ve oyuna başlanmışsa, aşağıdaki işlemler uygulanacaktır:

    15.9.2.1 Takım bir sayı kaybı ile cezalandırılır ve servis rakip takıma geçer,

    15.9.2.2 Değişiklik düzeltilir,

    15.9.2.3 Hatanın oluştuğu andan itibaren, takımın hatalı durumda kazandığı sayılar iptal edilir. Rakip takımın sayıları aynen geçerli kalır.

    15.10 OYUNCU DEĞİŞİKLİĞİ PROSEDÜRÜ

    15.10.1 Oyuncu değişikliği oyuncu değiştirme bölgesi içinde yapılmalıdır.

    15.10.2 Oyuncu değişikliği ancak bu değişikliğin müsabaka cetveline kaydedilmesi ve oyuncuların oyuna giriş-çıkış yapabilmesi için gereken zaman kadar sürmelidir.

    15.10.3a Oyuna girecek oyuncunun(ların), rally duraklamasında, oyuna girmeye hazır durumda oyuncu değiştirme bölgesine gelmesi, fiili olarak oyuncu değişikliği talebidir.

    15.10.3b Eğer durum böyle değilse, oyuncu değişikliği kabul edilemez ve takıma geciktirme yaptırımı uygulanır.

    15.10.3c Oyuncu değişikliği talebi, yazı hakemi veya yardımcı hakemden birisinin zili veya düdüğünü çalması ile kabul ve ilan edilir.

    FIVB Dünya ve Resmi Müsabakalarında oyuncu değişikliğini kolaylaştırmak için numaralı levhalar kullanılır.

    15.10.4 Eğer bir takım birden fazla oyuncu değişikliğini aynı anda yapmak isterse, talep esnasında değişiklik sayısını el işareti ile bildirmek zorundadır. Bu durumda oyuncu değişiklikleri bir çift oyuncuyu diğerleri takip edecek şekilde peş peşe yapılmalıdır.

    15.11 KURALLARA UYGUN OLMAYAN DURAKLAMA TALEPLERİ

    15.11.1 Kurallara uygun olmayan oyun duraklaması talepleri şunlardır :

    15.11.1.1 Top oyundayken veya servis düdüğü anında veya sonrasında yapılan talep,

    15.11.1.2 Yetkili olmayan bir takım mensubu tarafından yapılan talep,

    15.11.1.3 Bir takımın oyuncu değişikliğinden sonra, oyun başlamadan önce, aynı takım tarafından yapılan ikinci bir oyuncu değişikliği talebi,

    15.11.1.4 Müsaade edilen mola ve oyuncu değişikliği sayısı bittikten sonra yapılan talep,

    15.11.2 Bir müsabakada oyunu etkilemeyen veya geciktirmeyen kurallara uygun olmayan ilk duraklama talebi başka bir sonuç olmaksızın reddedilmelidir.

    15.11.3 Müsabakada, aynı takımın, müteakiben yapacağı kurallara uygun olmayan her bir duraklama talebi geciktirme olarak değerlendirilir.
    IcE`MoUsE


  10. #10
    Platin IcE`MoUsE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30.01.2007
    Yaş
    29
    Mesajlar
    28,551

    Cevap: Voleybolun Tarihçesi

    [COLOR="Red"]16. OYUNU GECİKTİRMELER [/COLOR]

    16.1 GECİKTİRME TÜRLERİ

    Bir takımın oyunun yeniden başlamasını engelleyen kurallara uygun olmayan bir hareketi geciktirmedir ve daha birçoklarının yanında aşağıdaki hareketleri kapsar :

    16.1.1 Oyuncu değişikliğini geciktirmek,

    16.1.2 Oyuna başlama işaretini aldıktan sonra diğer oyun duraklamalarını uzatmak,

    16.1.3 Kurallara uygun olmayan oyuncu değişikliği talep etmek,

    16.1.4 Kurallara uygun olmayan duraklama talebini tekrarlamak,

    16.1.5 Bir takım mensubunun oyunu geciktirmesi.

    16.2 GECİKTİRME YAPTIRIMLARI

    16.2.1 “Geciktirme uyarısı” ve “geciktirme ihtarı ” takıma ait yaptırımlardır.

    16.2.1.1 Geciktirme yaptırımları tüm maç için geçerlidir.

    16.2.1.2 Bütün geciktirme yaptırımları müsabaka cetveline kaydedilir.

    16.2.2 Bir takım mensubunun maçtaki ilk geciktirmesine “GECİKTİRME UYARISI” uygulanır.

    16.2.3 Aynı takımın herhangi bir mensubunun aynı maçtaki her türlü ikinci ve sonraki geciktirmeleri hata teşkil eder ve bunlara “GECİKTİRME İHTARI ” uygulanır: takım bir sayı kaybı ile cezalandırılır ve servis rakip takıma geçer.


    [COLOR="red"]17. İSTİSNAİ OYUN DURAKLAMALARI[/COLOR]

    17.1 SAKATLANMA

    17.1.1 Top oyundayken ciddi bir sakatlanma meydana geldiğinde, hakem derhal oyunu durdurmalı ve sağlık ekibinin oyun alanına girmesine izin vermelidir.

    Daha sonra rally tekrarlattırılır.

    17.1.2 Eğer sakatlanmış bir oyuncu kurallara uygun veya istisnai olarak değiştirilemiyorsa, bu oyuncuya 3 dakikalık bir iyileşme süresi tanınır; ancak bir maçta aynı oyuncuya bu hak birden fazla verilmez.

    Oyuncunun bu süre içinde iyileşmemesi halinde takımı eksik ilan edilir.

    17.2 HARİCİ MÜDAHALE

    Oyun esnasında herhangi bir harici müdahale olursa, oyun durdurulur ve rally tekrarlattırılır.

    17.3 UZATILMIŞ DURAKLAMALAR

    17.3.1 Eğer beklenmeyen koşullar nedeniyle maç kesilirse, bu takdirde baş hakem, organizatör ve varsa Kontrol Komitesi normal koşulların yeniden tesisi için alınacak tedbirleri kararlaştırırlar.

    17.3.2 Toplam 4 saati aşmamak kaydıyla, oyunda bir veya daha fazla duraklama olduğunda:

    17.3.2.1 Eğer maça aynı oyun alanında devam edilecekse, kesilmiş olan set aynı sayı, aynı oyuncu ve aynı pozisyonlarla kaldığı yerden devam etmelidir. Daha önce oynanmış setler sayılarıyla aynen muhafaza edilir.

    17.3.2.2 Eğer maça başka bir oyun alanında devam edilecekse, kesilmiş olan set iptal edilir ve aynı takım mensupları ve aynı başlangıç dizilişiyle yeniden oynatılır. Daha önce oynanmış olan setler sayılarıyla muhafaza edilir.

    17.3.3 Toplam 4 saati aşan bir veya daha fazla duraklama olduğunda tüm maç yeniden oynatılmalıdır.


    [COLOR="red"]18. FASILALAR VE OYUN ALANLARININ DEĞİŞİMİ[/COLOR]

    18.1 FASILALAR

    Fasıla, setler arasındaki süredir. Bütün fasılalar 3 dk. sürer.

    Bu süre zarfında oyun alanları değiştirilir ve takımların başlangıç pozisyonları müsabaka cetveline kaydedilir.

    İkinci ve üçüncü setler arasındaki fasıla, organizatörün talebi üzerine yetkili organ tarafından 10 dakikaya kadar uzatılabilir.

    18.2 OYUN ALANLARININ DEĞİŞİMİ

    18.2.1 Netice seti hariç her setten sonra takımlar oyun alanlarını değiştirirler.

    18.2.2 Netice setinde önde giden takım 8. sayıya ulaştığı zaman takımlar gecikmeksizin oyun alanlarını değiştirirler ve oyuncuların pozisyonları aynı kalır.

    Eğer önde olan takım 8. sayıya ulaştığı zaman değişim yapılmamışsa, yanlışlık fark edilir edilmez değişim gerçekleştirilir. Değişimin yapıldığı zamanki sayılar aynen kalır.



    [SIZE="2"][COLOR="red"]BÖLÜM ALTI
    LİBERO OYUNCUSU[/COLOR][/SIZE]


    [COLOR="red"]19. LİBERO OYUNCUSU[/COLOR]

    19.1 LİBERONUN BELİRLENMESİ

    19.1.1 Her takımın, oyuncu listesinden en fazla iki (2) oyuncuyu özel defans oyuncusu “libero” olarak belirleme hakkı vardır.

    FIVB ve Dünya Büyükler Müsabakalarında, bir takım, listesinde oniki (12) den fazla oyuncu olmasını tercih ederse, bu listesinden iki (2) oyuncuyu özel defans oyuncusu “libero” olarak belirlemek zorundadır.

    19.1.2 Bütün liberolar, maçtan önce, müsabaka cetvelinde liberolar için özel olarak ayrılmış bölümlere kaydedilmelidir.

    FIVB, Dünya ve Resmi Müsabakalarda, liberolar, maçtan önce, sadece liberolar için özel olarak ayrılmış bölümlere kaydedilmelidir.

    19.1.3 Maçın başlangıcından önce, koç tarafından belirlenmiş olan libero, maçta libero olarak görev yapacaktır. Eğer ikinci bir libero varsa, bu oyuncu yedek libero gibi görev yapacaktır.

    19.1.4 Libero, libero olarak görev yaptığı süreçte, ne takım kaptanı ne de oyundaki kaptan olamaz.

    19.2 MALZEMELER

    Libero oyuncuları, en azından takımın diğer mensuplarının formalarından zıt renkte formadan (veya yeniden belirlenen Libero için yelek/üstlük) oluşan bir kıyafet giymek zorundadır. Libero forması farklı bir tasarımda olabilir, ancak takımın diğer mensuplarıyla aynı şekilde numaralandırılması gerekir.

    FIVB Dünya ve Resmi Müsabakalarında, yeniden belirlenen liberonun,
    üzerinde kendi numarası olan, orijinal libero ile aynı model ve renkte forma
    giymesi zorunludur.

    19.3 LIBEROYU KAPSAYAN HAREKETLER

    19.3.1 Oyun hareketleri
    19.3.1.1 Libero, herhangi bir geri hat oyuncusunun yerini alabilir.

    19.3.1.2 Liberonun görevleri bir geri hat oyuncusu olmakla sınırlandırılmıştır ve eğer temas anında top file üst kenar seviyesinin tamamen üzerindeyse, hiçbir yerden (oyun alanı ve serbest bölge dâhil) bir hücum vuruşunu tamamlamasına izin verilmez.

    19.3.1.3 Libero servis atamaz, blok yapamaz veya blok teşebbüsünde bulunamaz.

    19.3.1.4 Bir oyuncu, kendi ön bölgesinde bulunan bir Liberonun parmak pasından gelen topa, file üst kenar seviyesinin tamamen üzerindeyken hücum vuruşunu tamamlayamaz. Eğer Libero böyle bir pası kendi ön bölgesinin dışından atıyorsa, bu topa serbestçe hücum vuruşu tamamlanabilir.
    19.3.2 Oyuncuların yer değiştirmesi
    19.3.2.1 Liberonun, kendi takımından bir oyuncu ile yer değişmesi kurallara uygun oyuncu değişikliği olarak sayılmaz.

    Bu yer değişiklikleri sınırsızdır; ancak Liberonun iki yer değişikliği arasında bir tamamlanmış rally olması gerekir (sakatlanma / hastalanma olmadıkça veya ihtar nedeniyle zorunlu olarak bir tur dönüş yapılmadıkça).

    Liberonun yerine, sadece daha önce yer değiştirdiği oyuncu geçebilir.
    19.3.2.2 Bu yer değişiklikleri, ancak top oyun dışındayken ve servis düdüğünden önce yapılmalıdır.

    Her setin başlangıcında, yardımcı hakem takımın başlangıç dizilişini kontrol edene kadar libero oyun alanına giremez.

    19.3.2.3 Servis düdüğünden sonra fakat servis vuruşundan önce yapılan yer değişikliği reddedilmemelidir; ancak rally bitiminden sonra sözlü hatırlatmaya sebep teşkil etmesi gerekir.
    Müteakip geç yer değiştirmelerde oyun derhal durdurulur ve takıma geciktirme yaptırımı uygulanır. Bir sonraki servisi atacak takım, geciktirme yaptırımının sonucuna göre belirlenir.

    19.3.2.4 Libero ve yer değişeceği oyuncu, oyun alanına giriş ve çıkışlarını sadece libero değişim bölgesinden yapabilirler.

    19.3.2.5 Kurallara uygun olmayan bir libero değişimi neticesinde uygulanacak olan işlemler, dönüş hatası yapıldığında uygulanacak olan işlemlerin aynısıdır.

    19.3.3 Liberonun yeniden belirlenmesi:

    19.3.3.1 Koçun, libero olarak görev yapan oyuncuyu herhangi bir nedenle yedek libero ile değiştirme hakkı vardır, ancak bu değiştirme işlemi maç boyunca sadece bir kez ve ancak libero ile yer değiştiren oyuncunun oyun alanına dönmesinden sonra yapılabilir. Bu değişiklik müsabaka cetvelinin “DÜŞÜNCELER” bölümüne ve libero kontrol cetveline yazılmalıdır.

    Orijinal libero maçın geri kalan bölümünde oyuna tekrar giremez.

    Değiştirilerek oyuna giren yedek liberonun hastalanması veya sakatlanması durumunda, maçın kalan bölümü için, koç, yeniden belirleme anında oyun alanında olmayan herhangi bir oyuncuyu (orijinal libero dışında) yeni libero olarak belirleyebilir.

    Eğer koç takım kaptanını yeni libero olarak belirlerse, takım kaptanı kaptanlık yetkilerinin tamamından feragat eder. Liberonun sakatlanması veya hastalanması ya da liberonun yeniden belirlenmesi nedeniyle yapılan libero değiştirmeleri, libero değişimi olarak sayılmaz.

    19.3.3.2 Liberonun yeniden belirlenmesi halinde bu oyuncunun numarası müsabaka cetvelindeki “DÜŞÜNCELER” bölümüne kaydedilmelidir.

    [COLOR="red"][SIZE="2"] BÖLÜM YEDİ
    KATILANLARIN DAVRANIŞLARI[/SIZE][/COLOR]


    [COLOR="red"]20. DAVRANIŞ KOŞULLARI[/COLOR]

    20.1 SPORTMENCE DAVRANIŞ

    20.1.1 Oyuna katılanlar resmi oyun kurallarını bilmek ve onlara uymak zorundadırlar.

    20.1.2 Oyuna katılanlar, sportmenliğe yakışır bir şekilde, hakemlerin kararlarını tartışmaksızın kabul etmek zorundadırlar.

    Herhangi bir şüpheli durumda yalnız oyundaki kaptan vasıtasıyla açıklama isteğinde bulunulabilir.

    20.1.3 Oyuna katılanlar hakemlerin kararlarını etkilemek veya kendi takımlarının yaptığı hataları gizlemek amacına yönelik tutum ve hareketlerden sakınmalıdırlar.

    20.2 DÜRÜST SPORCULUK (FAIR-PLAY)

    20.2.1 Oyuna katılanlar dürüst sporculuk (FAIR-PLAY) anlayışı içerisinde sadece hakemlere karşı değil; aynı zamanda diğer görevlilere, rakiplerine, takım arkadaşlarına ve seyircilere karşı da nazik ve saygılı davranmalıdırlar.
    IcE`MoUsE


Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •